KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5026 E., 2010/11907 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
374 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/07/2008 tarih ve 2005/607-2008/1199 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı kooperatifin üyesi iken ihraç edildiğini, ancak ödediği aidat bedellerinin iade edilmediğini ileri sürerek, 2.090 YTL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davalı kooperatif üyeliğinden ihraç edilen davacının, ödediği aidatlar ve yakıt bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının yapmış olduğu ödemelerin tamamının iadesine karar verilmiştir.
Oysa, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu`nun 17/1. maddesi gereğince, kooperatiften ayrılan ortak, ayrıldığı yıla ait genel kurulda kabul edilerek kesinleşen bilançoda belirtilen genel giderlerden (masraflardan) hissesine isabet eden meblağ düşüldükten sonra bakiyesinin iadesini talep hakkı vardır. Bilânçonun genel kurulca kabulü suretiyle kesinleşmesinden itibaren bir ay geçtikten sonra bu hak talep edilebilir. Bu yasal düzenlemeye uyulması gerektiği gibi, aksine uygulamanın, diğer ortakların aleyhine olacağı da kuşkusuzdur. Çıkma payı hesaplanması sırasında, genel giderlere katılmamasının, davacının nedensiz zenginleşmesine yol açacağı da ortadadır.
Somut olayda, mahkemece, davacının ihracının hangi tarihte kesinleştiği ve geri ödemenin hangi tarihteki bilançoya göre yapılacağı araştırılmadan ve davacı tarafından ödenen yakıt giderinin ortak gider olması nedeniyle iadesi gerekip gerekmediği değerlendirilmeden, davacının tüm ödemelerinin iadesine karar verilmiştir.
Oysa, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda içinde kooperatif hukuku uzmanı bilirkişinin bulunduğu heyetten rapor alınmak suretiyle davacı alacağının hesaplanarak, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5026, K. 2010/11907, 23 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama