KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5053 E., 2010/11352 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
593 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.02.2009 tarih ve 2004/804 - 2009/126 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... şirketinde hesabı olduğunu, broker olarak görev yapan diğer davalının bu şirketin çalışanı bulunduğunu, davalı şirketi ve hesap sahiplerini zarara uğratarak kayıplara karıştığını, müvekkilinin yazılı ve sözlü talimatı olmadan veya talimatlarının gereğini tam yerine getirmeden işlemler yaptığını, hisse kredisini kullandığını, zarara neden olduğunu ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, 13.000.000.000.-TL’nın yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, işlemlerin davacının talimatı ile yerine getirildiğini, 09.11.2004 tarihli portföyünü de imzalayarak "okudum, inceledim ve mutabıkım" şerhini koyduğunu, hisselerle ilgili işlemlerde diğer davalının bir menfaatinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki telefon görüşmelerinin kayıtlı bulunduğu CD’nin kalitesinin bozuk olması nedeniyle çözümünün yapılamadığı, yazılı veya sözlü talimat olmadan yapılan işlemlerle davacının zarara uğratıldığı, bunun belirlendiği, diğer zararların kanıtlanmadığı, davalı şirketin çalıştırdığı diğer davalının eylemlerinden sorumlu bulunduğu, davacının, dava dilekçesinde faiz isteminin olmadığı, 04.06.2008 tarihli ıslah dilekçesiyle dava konusu alacağa yasal faiz uygulanmasının talep ettiği, bu istemin geçmişe yönelik kısmı kapsamadığı, ıslah tarihinden sonra faize hükmedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 2.029.35 YTL’nın 04.06.2008 tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekili ile davalı şirket vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, menkul kıymet alım-satım sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi temel alınan bilirkişi raporu da uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir. Davacı ile davalı şirket arasında hisse alım-satımı ve bu işlemlerde kullanılacak kredi sözleşmeleri imzalandığı hususları çekişmesizdir.
Davacı vekili, davalı şirketin çalışanı diğer davalının usulsüzlükleri sonucu müvekkilinin zarara uğratıldığını ileri sürmüştür. Davalı şirket vekili müvekkilinin çalışanı davalının yapılan işlemlerde bir menfaatinin olmadığını, esasen davacının tüm işlemleri kapsar şekilde 09.11.2004 tarihli hesap içeriğini imzalayarak ‘okudum, inceledim ve mutabıkım’ şerhine yazdığını, işlemlerden haberdar olduğunu savunmuştur.
Davalının savunmasında geçen 09.11.2004 tarihli hesap ekstresinde davacının böyle bir açıklama yaparak imzasıyla teyit ettiği anlaşılmıştır. Ancak, mahkemece davacının bu beyanları üzerinde hiç durulmamış, yapıldığı iddia edilen işlemlere davacının icazet vermiş sayılıp sayılmayacağı hususu hiç değerlendirilmemiştir.
Esasen, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da bu beyan dikkate alınmamış, menkul kıymet alım-satım sözleşmesinin işleyişi bakımından ne anlama geldiği veya gelebileceği hiç irdelenmemiştir. Ayrıca, bu raporda davacının talimatlara aykırı hisse alım-satım dışındaki özellikle kredinin kullanımındaki usulsüzlük ile ilgili zararın neden belirlenemeyeceği tam olarak açıklanmamıştır.
Bu durum karşısında, tarafların rapora yönelik itirazları da dikkate alınıp, aralarında sermaye piyasası alanında uzmanın da bulunduğu bilirkişi kurulundan denetime uygun rapor alınması, davacının 09.11.2004 tarihli hesap ekstresi üzerine yazdığı ve imzaladığı açıklamanın yapılan işlem veya işlemlere icazet sayılıp sayılmayacağının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı ile davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5053, K. 2010/11352, 8 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama