KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5237 E., 2010/11461 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
548 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23.02.2009 tarih ve 2008/149 - 2009/37 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin kendisi, eşi ve oğlu için 17.09.2001 başlangıç tarihli bireysel sağlık sigortası yaptırdığını, tüm primlerini düzenli olarak talep edilen miktarlar üzerinden ödediğini, 17.09.2004 tarihinden itibaren davalı şirket tarafından müvekkili, eşi, ve oğluna bireysel sağlık sigortaları ömür boyu yenileme garantisi sertifikası verildiğini, bu kapsamda yer alan düzenleme uyarınca risk ve kullanım nedeniyle poliçe primlerine uygulanacak ek prim oranının 70 yaşına kadar standart primin %100 ünü, 70 yaşından sonra ise %200 ünü aşmayacağını,
davalı sigorta şirketi tarafından 17.09.2007 dönemine kadarki 5 yıllık sürede hukuka aykırı olarak yapılan artışlarla normalin üstünde prim tahsil edildiğini, poliçeye %100 ün üzerinde sürprimler uygulandığını, poliçeye, sigorta genel şartlarına ve mevzuata aykırı artışlar yapıldığını, 17.09.2007 tarihinde yenilenen son dönemde prim bedellerinde yapılan fahiş artışlar üzerine davalı şirkete ihtarname keşide ettiklerini, son döneme ilişkin primlerin ihtirazi kayıtla ödendiğini ileri sürerek,
poliçenin ilk dönemi olan 17.09.2001-17.09.2002 tarihleri arasındaki prim tutarı dikkate alınarak bu yıldan sonraki 5 yıllık dönemde prim artışlarının ne kadarının fazla ödendiğinin tespiti ile şimdilik 6.000 TL.sinin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline, son poliçe dönemi olan 17.09.2007-17.09.2008 dönemine ilişkin prim meblağlarının mahkeme müdahalesi ile yasa ve normal koşullara uyarlanmasına, bu şekilde uyarlanma sonunda ödenmeye devam edilen primlerden şimdilik 6.000 TL'nın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, poliçelere uygulanan prim oranlarının davacının ömür boyu yenileme sertifikası ile elde ettiği haklara ve sigorta genel şartlarına aykırı herhangi bir yönünün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sağlık sigortası poliçelerinin düzenlenmesi sırasında sigorta bedeli ve prim oranlarının tespitinde serbest piyasa koşullarının esas alındığı, bu belirlemelerde sigortalının yaş, cinsiyet ve sağlık durumlarının dikkate alındığı, buna göre sigorta yaptırmak isteyenlere fiyat teklifleri sunulduğu, somut olayda, taraflar arasındaki sigorta akdinin üç yılını doldurması üzerine bireysel sağlık sigortaları ömür boyu yenileme garanti sertifikası verildiği,
yenileme garantisinden dolayı sigortalının geçmiş dönemde aldığı ödemeler nedeniyle prim miktarının artırılabileceği, ancak bunun üst sınırının 70 yaşına kadar %100 ü aşmayacağının kabul edildiği, dava konusu edilen 6 yıllık dönemde tespit edilen prim miktarlarının standart sigortalıya göre % 100 prim oranını geçmediği, rapor ekinde bulunan hasar prim ve indirim ek prim oran cetvelleri dikkate alındığında uyuşmazlık konusu dönemlerde yapılan indirim ve artışların uyumlu olduğu,
davacı sigortalının geçmiş dönem ve dava tarihi itibariyle yürürlükteki poliçe dönemi bakımından belirlenen prim miktarlarının taraflar arasındaki poliçe özel şartları, genel şartlar, davalı sigortacının uygulamalarına esas artış ve indirim tabloları ile uyumlu olduğu, fazladan yapılmış prim tahsilatı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5237, K. 2010/11461, 8 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama