KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5398 E., 2010/11015 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
513 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.11.2008 tarih ve 2008/24-2008/412 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı karşı davalı vekili, maliki ... olan, davalı ... tarafından işletilen işyerinin dava dışı ... ve ... ’na devredildiğini, bu şahıslar devir bedelini ödemediği için davalı ...’in bu şahıslar aleyhinde takip yaptığını, davalının bilgisi dahilinde bu şahıslardan işyerini müvekkilinin devraldığını, davalı ...’e 05.03.2003 tarihinde 2.000,00 YTL, 13.03.2003 tarihinde 7.500,00 YTL ödeyerek işyerini eşyalarla birlikte devraldığını, devir bedeli 9.500,00 YTL’yi davalı ...’e ödediği halde dava dışı ...ve ...’ın borcu için yapılan takipte müvekkilinin devraldığı işyerindeki eşyaların haczedildiğini,
müvekkilinin istihkak iddiasının reddedildiğini, muhafaza altına alınan eşyalar iade edilmediği gibi ödenen 9.500,00 YTL’nin de iade edilmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile eşyaların rayiç değeri 7.500,00 YTL ve ödenen para için 2.500,00 YTL olmak üzere toplam 10.000,00 YTL’nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı karşı davacı vekili, davacı tarafça aynı maddi vakıalara ve aynı hukuki gerekçelere dayanarak müvekkil aleyhine daha önce yaptığı icra takibi üzerine açılan itirazın iptali davaları ve istihkak davalarının davacı aleyhine sonuçlanıp kesinleştiğini, kesin hüküm bulunduğundan davanın reddi gerektiğini savunmuş, karşı dava olarak, davacı tarafından müvekkili aleyhine haksız icra takibi başlatılıp haciz işlemi gerçekleştirildiğini, haksız davalar açılıp davaların davacı aleyhine sonuçlandığını, müvekkilinin manevi açıdan mağdur olduğunu ileri sürerek, 7.000,00 YTL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın ödediği belirtilen meblağın tahsili konusunda başlatılan icra takiplerine itiraz üzerine Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2003/344 E. sayılı dosyası ve Eskişehir 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2003/374 E. sayılı dosyası ile açtığı itirazın iptali davasından feragat ettiği ve bu durumda davalı karşı davacı tarafın kesin hüküm itirazının yerinde olduğu,
davacı tarafça devir alındığı belirtilen iş yerinde haczedilen eşyalar konusunda İİK’nun 97.maddesi gereğince yürütülen prosedür sonunda Eskişehir İcra Tetkik Mercii’nin 2003/680 E. ve Eskişehir İcra Tetkik Mercii’nin 2003/704E. sayılı dosyası üzerinden verilen kararlara karşı yasal yollara başvurulmadığı, bu durumda davacının davasını ispat edemediği,
davalı karşı davacı tarafın açmış olduğu manevi tazminat davası yönünden TMK’nun 24, 25. ve BK’nun 49.maddesi gereğince manevi tazminata hükmedilebilmesi için kişilik haklarına hukuka aykırı bir şekilde saldırıda bulunulması gerektiği, somut olayda davacı tarafın hukuki haklarını kullanmaya yönelik işlemler yürüttüğü ve belirtilen işlemlerin davalı karşı davacı tarafın kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı gerekçesiyle asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı karşı davalı ve davalı karşı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı karşı davalı ve davalı karşı davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5398, K. 2010/11015, 1 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama