KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5787 E., 2010/11667 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Kasım 2010
- Mahkemesi
- İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
706 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 02.07.2008 tarih ve 2007/159 - 2008/177 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen dava davalısı Adan Özel Sağlık Hiz. A.Ş. Ve asıl davada davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili ...’nun (35) yıldır sahibi bulunduğu sağlık kuruluşlarında yaklaşık (10) yıldan bu yana “Universal Hospital Group” unvan ve markasını kullandığını, davacı şirketin de bu unvan ve markayı kullanmasına muvafakat ettiğini, davalının anılan unvan ve markayı kendi hastanelerinde izinsiz kullandığını ileri sürerek, eylemin durdurulmasını, (150) milyar TL maddi ve manevi tazminatın faiziyle tahsilini ve kararın üç gazetede ilanını, birleştirilen davada ise davacı ... vekili, davalı şirketin 05.08.2002 tarihinde tescil edilen Adana Universale Hastanesi” markasının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiş, tazminat talebini daha sonra atiye bırakmıştır.
Davalılar vekili, tarafların farklı bölgelerde faaliyette bulunduğunu, unvanlar arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkili şirketin tescilli hizmet markasını kullandığını savunarak her iki davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, birleştirilen davanın kabulüne, asıl davanın kısmen kabulü ile dava tarihinde markaya tecavüz mevcut olup dava açmakta haklı bulunan davacı lehine vekalet ücreti tayinine, tecavüz oluşturan fiillerin durdurulması isteminin reddine karar verilmiş, taraf vekillerinin temyiz istemi üzerine Dairemizce, (asıl davada davalı ...'ın hukuki durumunun tartışılmaması ve hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmaması gerekçesiyle asıl davada davalı ... yararına,
“davanın açıldığı 31.07.2002 tarihi itibariyle davacı tarafın tescilli hizmet markasına ve işletme adına tecavüz sabit görüldüğüne nazaran dava dilekçesinin sonuç bölümünün B bendinde yer verilen unvan ve markaya tecavüz oluşturan fiillerin durdurulması, davalı şirketin tabela, reklam, matbu evrakına ve diğer gereçlerine el konulması,
ismin kullanıldığı ruhsat, resmi belge, internet, ticaret sicili, meslek odaları gibi türlü resmi kayıtlardan, uluslararası yayın ve belgelerden silinmesi yolundaki istemlerin somut olarak yerindeliği, karşılanabilirliği değerlendirilerek işletme adı ve markaya tecavüzü önleyici ve sonuçlarını ortadan kaldırıcı biçimde hüküm kurulma gereğine işaret edilerek) davacılar yararına bozulmuş, mahalli mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davalılardan ... hakkında unvan ve markaya tecavüzde bulunduğu iddiası mevcut ise de, Adana Özel Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin 10 yönetim kurulu üyesinden biri olması,
hastanede başhekim olması sebebiyle ve fiilden bizzat sorumlu olduğuna dair belge ve delil sunulmamış olması sebebiyle şahsen sorumlu tutulamayacağı, fiilin sorumlusunun tüzel kişiliği haiz olan diğer davalı şirket olduğu, asıl davanın 31.07.2002 tarihinde açıldığı, her davanın açıldığı tarihteki duruma göre değerlendirilmesi gerektiği, davalının birleşen dosya ile hükümsüzlüğüne karar verilen 2002/19632 sayılı “Şekil + Adana Üniversal Hastanesi” ibareli markanın 05.08.2002 tarihinde tescil edildiği, dava tarihinde davalının tescilli bir marka başvurusunun dahi olmadığı gerekçesiyle asıl davada;
tazminat talepleri atiye terk edildiğinden bu taleple ilgili karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... hakkındaki davanın reddine, davalı ...Ş. hakkındaki unvan ve markaya tecavüzün durdurulmasına yönelik davanın kabulüne, birleşen davanın ise kabulü ile, davalı adına tescilli 2002/19632 sayılı “Şekil + Adana Universale Hastanesi” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davalı şirket vekili ile asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davalı şirket vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin temyiz istemine gelince; Asıl davada dava, davalı şirket yanında davalı şirketin yönetim kurulu üyesi ve şirketin işlettiği hastanenin başhekimi olan ...'a yöneltilmiştir. Bu davalı, davalı şirketin yönetim kurulu üyesi ve şirketin işlettiği hastanenin başhekimi olduğuna, dava ise, marka hakkına tecavüzün önlenmesi istemiyle açılmış olmasına göre, dosyadaki fotoğraf ve diğer deliller nazara alındığında, davalı ...'ın marka hakkına tecavüz eylemini işlediğinin kabulü gerekir.
Bu durumda, mahkemece, davalı ... aleyhine açılan marka hakkına tecavüz davasının kabulüne karar verilmek gerekirken, eksik inceleme ile bu davalı bakımından davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5787, K. 2010/11667, 11 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama