KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/6129 E., 2010/12185 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
400 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Düzce 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 05.03.2009 tarih ve 2008/591-2009/78 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yurtdışında işçi olup davalı bankada 10.09.1999 tarihinde 344.000 DM vadeli hesap açtığını, yurda son geliş tarihinde hesap cüzdanına hesabın son durumunun işletildiğini, banka şubesinde yapılan usulsüzlüklerin ortaya çıkması üzerine bankanın tasfiye edileceği telkini ile 27.12.2001 tarihinde 320.730 DM’nin ibraname ile ödendiğini, ancak hesaplamanın ilk yatan miktar üzerinden yapılması gerekirken bunun yapılmadığını, bu konuda şerh koyduklarını, müvekkilinin munzam zararının bulunduğunu ileri sürerek,
20.000 DM’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, birleşen davasında ise, bankanın kendi personeline karşı açtığı davada müvekkiline ödenmesi gereken miktarın 478.931,60 DM olduğunun belirtildiğini, bunun ikrar olması nedeniyle bakiye alacaklarının 158.201 DM olduğunu ileri sürerek şimdilik 98.000 DM’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında talebini 182.563,25 DM olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, davacıya alacağının ibraname ile ödendiğini, davacının sadece 45.000 USD çekilmesi konusunda şerh koymuş olduğunu, bu miktarın da sonradan ödendiğini, bunun dışındaki taleplerinin yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, Dairemizce verilen bozma kararına uyularak, davacının davalı bankada açtığı vadeli hesabın suistimale uğradığının teftiş raporu ile sabit olduğu, 45.000 USD’nin davacı tarafından çekildiği savunulmuş ise de davacının talimatı dışında vadeli hesabın kapatılarak USD para birimine çevrilmiş olması karşısında bu miktarın davacı tarafından çekilmiş olamayacağı, davalı bankanın usulsüzlüğü kabul ederek davacıya ödeme yaptığı, saklı tutulan hak nedeniyle ibranamenin faiz oranı açısından ibra niteliğinde sayılamayacağı,
davacının asıl davada munzam zararının bulunmadığı ve bu nedenle verilen ret kararının 30.01.2007 tarihli hüküm ile kesinleştiği gerekçesiyle, munzam zararın tazminine ilişkin olarak karar verilmesine yer olmadığına, davanın kısmen kabulü ile 45.000 USD’nin 27.12.2001 tarihinden itibaren mevduat faizi ile davalıdan tahsiline, kalan miktarın reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili kararı temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/6129, K. 2010/12185, 29 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama