KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/6172 E., 2010/12065 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
537 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Gebze 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.10.2008 tarih ve 2006/591-2008/450 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline Dahili Su Klozunu içerir Klasik Yangın Abonman Sigorta Poliçesi ile sigortalı işyerini davalının imal ettiğini, hatalı imal sonucunda yangın tesisatının patlayarak sigortalı işyerinde bulunan emtiaya zarar verdiğini ileri sürerek, sigortalıya ödenen 21.536,00 TL'nın temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin inşaatı eksiksiz tamamlayarak davacının sigorta ettirenine teslim ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre,rizikonun yangın borusunun patlamasından kaynaklandığı, yangın borusunu sabitlemeyen davalı ile bu boruya forklift ile çarpan davacı sigortalısının ½ oranında kusurlu olduğu, hasar bedelinin ise 22.435,73 TL bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüyle 11.217,86 TL'nın temerrüt faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve bilgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, Dahili Su Klozunu içerir Klasik Yangın Abonman Sigorta Poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı yandan sigortalıya ödenen 21.536,00 TL'nın tahsilini istemiş, hasara ilişkin olarak alınan bilirkişi raporunda davacı alacağının 22.435,73 TL olduğu, kusura ilişkin bilirkişi raporunda davalının ½ oranında kusurlu olduğu belirtilmiş, benimsenen bilirkişi raporlarına göre bilirkişinin belirlediği hasar miktarının 1/2'si olan 11.217,86 TL'nın tahsiline karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, davacının sigortalısına yaptığı ödeme miktarı ile sınırlı olarak halefiyet hakkını kazandığı ve esasen istemini oluştururken buna bağlı da kaldığı gözetilerek, belirlenen kusur oranına göre de, 10.768,00 TL'nın tahsiline karar verilmesi gerekirken, HUMK'nun 74. madde hükmünde yazılı taleple bağlılık ilkesi dikkate alınmamak suretiyle ve talep aşılarak 11.217,86 TL'nın tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır.
3- Kabule göre, mahkemece, yangın borusunun sabitlemesini iyi yapmayan davalının ½, bu boruya darbe vermek suretiyle bağlantı noktasından kopmasına neden olan davacı sigortalısına ½ oranında kusur izafe eden bilirkişi raporuna itibar etmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, keşif esnasında dinlenen tanık ..., davaya konu 30.12.2005 tarihli olaydan önce 2005 yılı Ağustos ayında aynı boruda hasar oluştuğunu, oluşan hasarı giderdiğini, boruların oynamaması için kelepçeler kaynattarak sabitleme yaptığını, keşif tarihi itibariyle son iki kelepçenin olduğu kısımda motosikletlerin bulunması nedeniyle kelepçeleri takamayarak sabitleme işlemini bitiremediğini, bu durumun davacı sigortalısına bildirilmesi üzerine, o şekilde kalsın dendiğini beyan etmiştir.
Bu tanığın beyanı bilirkişi raporunda tarşılmadığı gibi, karar yerinde de tartışılmamıştır.
Bu durumda, mahkemece, anılan tanık beyanını nazara alınarak bu beyanı tartışan ek bir bilirkişi raporu alınmak suretiyle davalının kusur durumunun belirlenmesi, sonrasında bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/6172, K. 2010/12065, 25 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama