KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/6515 E., 2010/12883 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
434 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.12.2008 tarih ve 2006/435-2008/563 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin ticaret unvanının unsuru olan Santa Cruz CA markasının dünyanın pek çok sanayileşmiş ülkesinde ve ABD’de tescilli olup tanınmış marka olduğunu, Santa Cruz markasının Türkiye’de tescili için TPE’ne yapılan başvurunun, davalının aynı adı taşıyan markası nedeniyle reddedildiğini ileri sürerek, davalı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ve davalı yetkilileri arasında, davalıya ait markanın devrine ilişkin olarak yapılan yazışmalardan ve davalının Türkçede bir anlam ifade etmeyen, Türkiye’de bilinebilir bir şehir ismi olmayan Santa Cruz markasını, davacının markasının harf karakterlerine benzer şekilde tescil ettirmesinin MK m. 2 de düzenlenen iyiniyet kurallarına uygun bir durum olmadığı gibi TTK m. 20 deki basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğünün de ihlali niteliğini taşıdığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalıya ait markanın 25. sınıf yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Mahkemenin gerekçeli kararı davacı vekillerinden ...’a 24.03.2009 tarihinde tebliğ edilmiş ve hüküm, 15 günlük temyiz süresi geçirildikten sonra 13.04.2009 tarihinde, davacı vekilleri tarafından temyiz edilmiş, ardından davalı vekilinin temyiz başvuru dilekçesi, davacı vekiline 15.05.2009 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı vekili tarafından 20.05.2009 tarihli dilekçe ile katılma yolu temyiz talebinde bulunulmuştur.
Dairemiz yerleşik uygulaması gereğince, temyiz süresi geçirildikten sonra temyiz başvurusu yapılmış olması halinde, tarafların ayrıca katılma yolu ile temyiz isteminde bulunmaları mümkün değildir. Bu durumda, davacının temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmelidir.
H.U.M.K.’nun 432/4 ncü maddesine göre süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi,01.06.1990 gün ve 4-4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay da bu konuda karar verilebileceğinden davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Davalı vekilinin temyiz itirazına gelince; Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/6515, K. 2010/12883, 13 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama