KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/7542 E., 2011/240 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ocak 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
432 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 03.12.2008 tarih ve 2008/263-2008/578 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının kooperatife olan birikmiş aidat ve faiz borcunu ödemediğini, hakkında yapılan icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile % 40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacı kooperatifin bir dönem yöneticiliğini yaptığını ve 1996 yılında görevden ayrıldığını, kooperatifin üç ayrı yerde ortakları için inşaat yaptırdığını, her bir yer için ortakların aidatlarının kendi gurubunun kararı doğrultusunda oluşturulan genel kurul kararları ile belirlendiğini, müvekkilinin de ikisi arsa sahibine ait olmak üzere 6 konutluk gurupta yer aldığını, bu guruptaki 4 ortaktan üçünün düzenli olarak aidatlarını ödediği halde mevcut yöneticilerin destekçisi ...'nin ödeme yapmadığını,
kendi yöneticiliği döneminde bu şahıs hakkında kooperatifin alacakları için icra takipleri yapıldığını ve takiplerin açılan itirazın iptali davaları ile sonuçlandırılıp kesinleştiğini, buna rağmen inşaatların 1993 tarihinde bitirilip ortaklara teslim edildiğini, konutların tamamıyla aynı gurupta yer alan 3 ortağın ödemeleri ile bitirildiği halde ...'nin mevcut yönetimin adamı olması nedeniyle kendisinin ödevlendirildiğini, Kooperatifler Kanunu'nun 32 nci maddesi gereğince bir kısım ortakların sorumluluğunu ortadan kaldıran yada bazı ortaklara bırakan anasözleşme hükümlerinin geçerli olmayacağını,
anılan hükmün uygulamasının doğan sonucu olarak bitirilip ortaklara tahsis edilmiş konutlar için borçlu ortaktan tahsilat yapmayıp, diğer ortaklar için aidat ödeme yükümlülüğü getiren genel kurul kararlarının batıl olduğunu, kaldı ki yönetimde olduğu süre içinde kooperatifin bir kısım harcamalarını kendisinin yaptığını ve bu harcamalara ilişkin kesinleşen mahkeme kararları ile oluşan alacağının tahsilini engellemek için kooperatifin borçlu ortaklara hesap numarası bildirmeyip elden tahsil yoluna gittiğini,
bu nedenle müvekkilinin borcu belirlense bile belirlenen tutar kadar kooperatifin vekil sıfatıyla kendisine olan borcundan takas/mahsup yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre, davalının takip tarihi itibariyle aidat borcu bulunmadığı ve 16.886.689.525.-TL birikmiş gecikme zammı borcunun olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının takipteki 16.886.689.525.-TL.lık gecikme zammı tutarına itirazının iptaline ve bu miktara faiz yürütülmemesine, fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/7542, K. 2011/240, 17 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama