KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/9000 E., 2011/2003 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
430 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.05.2009 tarih ve 2008/269-2009/270 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin %25 pay sahibi ortakları olduklarını, 14.12.2007 tarihinde yapılan 2006 yılı olağan genel kurulunun bilanço ve gelir tablosunun incelenmesi için talep üzerine ertelendiğini, ikinci toplantının 12.02.2008 tarihinde yapılıp bilanço onaylanıp yönetim kurulunun ibra edildiğini, 2006 yılı bilanço gelir-gider tabloları incelendiğinde işletmenin faaliyetinin olmadığını, 2006 yılı sonu itibariyle şirket sermayesinin 53.000,00 YTL’na çıkarıldığını bunun 30.375,00 YTL’lık kısmının ödenmediğini, yönetim kurulunun bu konudaki sorumluluklarını yerine getirmediğini,
şirketin hatalı yatırımları ve gereksiz masrafları olduğunu, bilançonun gerçekliğinin incelenmesi gerektiğini, bunların tespiti için özel denetçi atanması gerektiğini ancak bu yöndeki istemlerinin reddedildiğini ileri sürerek, özel denetçi atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların muhasebe kayıtlarını kendi yetkilendirdiği muhasebeci firmasıyla incelettiğini, bir usulsüzlük tespit edilemediğini, ancak grup şirketlerde olan olağan muhasebesel hareketleri yasaya aykırılık şeklinde ileri sürmenin doğru olmayacağını, şirketin faaliyet konusunun hususi ormanlar kurmak ve Orman Kanunu’na uygun olarak ağaçlandırma yaparak bunları işletmek olduğunu, bu işin geri dönüşümü kısa süreli bir faaliyet olmadığından şirketin ticari olarak faaliyetsiz göründüğünü, sermaye artışının da yasal zorunluluktan kaynaklandığını, şirketi olumsuz etkilemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların esas sermayenin onda birine sahip azlık hakkı sahibi oldukları, davalı tarafça pay senedi çıkarılmadığı bildirildiğinden TTK’nun 348/2. maddesinde öngörülen pay senetlerinin muteber bir bankaya tevdii koşulunun taahhütname alınarak yerine getirildiği,
12.02.2008 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 3. maddesi olarak bilanço ve kar zarar hesaplarının görüşülmesi sırasında davacıların divan başkanlığına verdikleri yazılı beyan ile bilanço kalemlerine ilişkin itirazlarını sundukları, TTK'nun 348. maddesi uyarınca denetçi atanması için iddiaların kesin bir şekilde kanıtlanması gerekmeyip bu yönde yeterli emarenin bulunmasının yeterli olduğu,
davacıların iddialarının ancak özel denetçi incelemesi sonucu ortaya çıkacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirketin 12.02.2008 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda tasdik edilen davalı şirket bilançosunun gerçekliğinin tahkiki için özel denetçi tayinine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/9000, K. 2011/2003, 28 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama