KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/904 E., 2010/6541 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
301 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15.05.2008 tarih ve 2005/456 - 2008/284 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılardan ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen davalarda, müvekkili sigorta şirketi ile davalılardan firma arasında acentelik sözleşmesi imzalandığını, bu şirketin ortağı olan diğer davalıların da bu sözleşmede müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalarının bulunduğunu, davalıların tahsil ettikleri poliçe primlerini ödemedikleriniileri sürerek, 86.080,00 TL’nın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında davalılardan ... mirasçıları hakkındaki davasını atiye terk etmiştir.
Davalılardan... vekili, müvekkilinin kefalet borcunu geçerli olmadığını savunarak davanın reddini istemiş, diğer davalılar davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı ... şirketine ödenmesi gereken sigorta prim tahsilâtlarının ödenmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalılardan ... mirasçıları hakkındaki dava atiye terk edildiğinden esas hakkında hüküm tesisine yer olmadığına ve 84.684,66 TL’nın diğer davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan ... vekili temyiz etmiştir.
Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Somut olayda davalılardan...’e müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla husumet yöneltilmiş olup, davalı tarafta sözleşmede kefillerin sorumlu olacağı miktarın gösterilmemesi nedeniyle kefaletin geçersiz olacağını savunmuştur.
Bu durumda mahkemece BK’nun 484. maddesi hükmü gözetilerek, sözleşmede kefalet limitinin gösterilip gösterilmediği, gösterilmiş ise kefillerin limit ve varsa kendi temerrütlerinin sonuçları ile sınırlı olacak şekilde sorumlu olacakları nazara alınarak neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, anılan husus üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından kararın davalılardan ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/904, K. 2010/6541, 7 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama