KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/9162 E., 2011/2290 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mart 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
522 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Denizli 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.02.2009 tarih ve 2007/1609-2009/166 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin nakliyat işleri ile uğraştığını, davalı ile imzaladıkları taşıma sözleşmesi uyarınca alt taşıyıcı olarak 2006 yılında ifa ettiği işlerden dolayı 3.994,54 YTL alacaklı olduğunu, müvekkilince kesilen navlun faturalarına davalı tarafça itiraz edilmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız ve kötüniyetle itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, %40 inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin üst taşıyıcı, davacının ise alt taşıyıcı olduğunu, dava dışı Ekoten Tekstil A.Ş’ye ait emtianın İtalya’ya taşınması işinin davacı tarafından gerçekleştirildiğini, ancak emtianın alıcısına geç ve eksik teslim edilmesinden dolayı müşterisinin müvekkiline kestiği reklamasyon faturasından dolayı müvekkilinin zarara uğradığını, bu zarara davacı neden olduğu için de 16.10.2006 tarihli 3.992,81 YTL bedelli navlun iadesi faturası kestiğini ve cari hesabı kaptığını, davacının alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mali müşavir bilirkişi ...’ün 18.06.2007 tarihli, mali müşavir bilirkişi ...’ın 21.01.2009 tarihli raporlarına ve davacı şirkete ait ticari defterlere göre, davalı şirketin 3.994,54 YTL bakiye borcunun bulunduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı tarafından davacı adına düzenlenen ve davacının ticari defterinde kayıtlı olmayan 18.06.2006 tarihli 3.992,81YTL.bedelli “navlun iadesi” açıklamalı reklamasyon faturası bedelinden kaynaklandığı, tarafların defter ve belgelerine göre davacının 3.992,81YTL alacaklı olduğu,
alacak cari hesap ilişkisinden kaynaklandığından ve likit olmadığından inkar tazminatı talebinin şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına, davacının inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Mahkemece verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, bu temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedildiği belirlenemediği gibi temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içerisinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK’nun 434 ncü maddesinde açıklanmıştır. Buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının da yatırılmış olması gerekmektedir. Temyiz isteminde bulunan davacı vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesinin incelenme kabiliyeti bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz isteminin incelenmesine gelince, dava, navlun bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Yargılama sırasında davacı şirketin davalı şirketten alacağı olup olmadığının tespiti açısından iki ayrı bilirkişi raporu alınmış olup, ilk raporda; davacının davalıdan alacağı bulunmadığı belirtilmiş, ikinci raporda ise; davacı şirketin davalı şirketten 3.994,54 YTL alacaklı gözüktüğü belirtilmiştir.
Mahkemece, davacının davalı şirketten navlun alacağı bulunup bulunmadığının tespiti konusunda bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınması gerekirken, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden, raporlar birbiri ile uyumlu gibi ifade edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/9162, K. 2011/2290, 7 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama