KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/9756 E., 2011/2701 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mart 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
420 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Borçka Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.12.2008 tarih ve 2007/291 - 2008/272 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ... tarafından Borçka İcra Müdürlüğü'de icra takibinde bulunulduğunu, icra takibine konu müşterek ve müteselsil borç senedi altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, sahte senet düzenlendiğini, müvekkilinin davalı Kooparetife borcu olmadığını ileri sürerek davalı kooperatife borcunun bulunmadığının tespitine, takibin iptaline, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davaya konu senette bulunan imzanın teknik sebeplerle davacıya aidiyetinin ve onun eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği, HUMK 238, 239. maddeleri dikkate alındığında ispat yükünün davacıya ait olduğu, dava konusu alacak miktarı itibariyle HUMK 290. maddesi gereğince tanık dinlenmesinin mümkün olmadığı, sahtelik iddiasının mevcut olup bu tür iddianın ispatında yemin deliline dayanılamayacağı, davacının iddiasını ispatlayamadığı, imzaya itirazın haksız ve kötüniyetli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, İİK'nun 72. maddesine göre icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. İcra takibi toplam 6.400 TL üzerinden yapılmıştır. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevi kanunlarla belirlenmiş olup, istisnaidir. HUMK'nun 8. maddesinde sayılan hallerde ve diğer kanunların Sulh Hukuk Mahkemesi'ni görevlendirdiği davalar dışında kalan bütün davalara Asliye Hukuk Mahkemesi'nde bakılır. Dava tarihi itibariyle Sulh Hukuk Mahkemeleri'nin görev sınırı 5.910,00 TL'dir.
Görev, kamu düzenine ilişkin ve re'sen incelenmesi gereken bir husustur. Mahkemece, dava tarihi itibariyle Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle reddine ve dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken davaya devamla hüküm kurulması doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Kabule göre de, dava, davalı tarafça düzenlenen ve davacıyı borçlu olarak gösteren borç senedindeki imzanın davacıya ait olmadığı iddiasıyla açılan menfi tespit istemine ilişkin olup, senet adi yazılı şekilde düzenlenmiştir. Davacı, senetteki imzayı inkar ettiğine ve Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin raporunda belirtildiği üzere imzanın davacıya ait olup olmadığının anlaşılamamasına göre, senetteki imzanın davacıya ait olduğunu davalı kooperatif geçerli delillerle kanıtlamak zorundadır. Buna rağmen mahkemece, ispat yükünün davacıda olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/9756, K. 2011/2701, 14 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama