KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/9825 E., 2011/2703 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mart 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
563 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Balıkesir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.03.2009 tarih ve 2005/216-2009/66 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalıların aynı iş kolunda hizmet verdiklerini ve iş yerlerinin de aynı cadde üzerinde yer aldığını, müvekkilinin 2002 yılında TPE’ye başvurarak “Şengörler” markasını 10 yıl müddet ile tescil ettirdiğini ve 2003 yılı Mart ayında “Şengörler Konfeksiyon” ismiyle faaliyete başladığını, bundan 5-6 ay kadar sonra da aynı sokak üzerinde davalıların “Bekir ve Musa” kelimeleri küçük “Şengör” kelimesi ise büyük bir şekilde yazılı olduğu halde “Bekir-...
Konfeksiyon K.T. 1918” isminde işyeri açtıklarını, 1918 yılından bu yana faaliyet gösteriyormuş izlenimi yarattıklarını, bu hali ile müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiklerini ve haksız rekabet oluşturduklarını ileri sürerek, davalıların “Şengör” kelimesini kullanmalarının önlenmesi ve ticari unvanlarından silinmesini, kuruluş tarihi anlamına gelen “K.T.
1918” ibaresinin ve “Şengör” kelimesinin davalıların tüm ürünlerinden ve tanıtıma yarar ürünlerinden silinmesini, bu suretle markaya tecavüzün durdurulmasını, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL maddi tazminat, 15.000 TL manevi tazminat ve 1.000 TL itibar tazminatının yasal faizi ile tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının 23/10/2002 tarihinde kötü niyetli olarak kendi adına tescil ettirmiş bulunduğu “Şengörler” markasının davacı ve davalıların 02/01/1985 yılında kurdukları “Şengörler Kumaş Konfeksiyon Tic. ve San.
A.Ş.’ye ait olduğunu, bu şirketin 13/03/2003 tarihinde tasfiye olduğunu, tasfiyeden sonra davacı ve davalıların aynı iş kolunda farklı işletmeler olarak faaliyet göstermeye devam ettiklerini, tescilsiz marka olan “Şengörler” ibaresini davacının şirketin tasfiye tarihinden önce kötü niyetle tescil ettirdiğini, tasfiye edilen Şengörler Kumaş Konfeksiyon San. ve Tic.
A.Ş.’nin ortaklık tasfiyesine ilişkin belgesinde bu ünvanı kullanma hakkının davacıya verilmediğini, dolayısıyla davacının kendisi adına tescil ettirdiği bu markanın hükümsüz olduğunu, tarafların soy isimleri olan “Şengör” sözcüğünü gerek ticaret unvanlarında ve gerekse işletme adında kullanmalarının yasanın kendilerine tanıdığı bir hak olduğunu ve tacirlerin ticaret unvanlarında ad ve soyadının kullanılmasının da zorunlu olduğunu,
davalıların ticaret unvanlarında isimlerini de kullanmış olmalarının iltibası önleyici ve ayırt edici bir unsur olduğundan davacının markasına tecavüz niteliğinde olmadığını ve haksız rekabetten söz edilemeyeceğini, yine kullanılan amblem ve işaretlerin birbirlerinden farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, Balıkesir Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/257 Esas sayılı dosyasında davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne, sicilden iptal terkinine, haksız rekabetin giderilmesine ve önlenmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verildiği, Yargıtay 11. H.D’nin 03/07/2008 tarihli kararı ile dava konusu “Şengörler” markasının davalının tescilli olarak davacıların da tescilsiz olarak kullanmalarının mümkün olduğu, hükümsüzlük istemine ilişkin olarak açılan davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı,
ayrıca hükümsüzlüğüne karar verilip kesinleşinceye kadar bir markanın tüm geçerli hukuki haklarının marka sahibine sağlanacağı gerekçesiyle bozulduğu, dolayısıyla davaya konu "Şengörler Markasını" davacının tescilli olarak davalıların tescilsiz olarak kullanmalarının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle sübuta ermeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/9825, K. 2011/2703, 14 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama