KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/10088 E., 2012/1827 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
710 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.12.2009 tarih ve 2008/723 - 2009/598 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan hesabından bilgi ve talimatı dışında internet üzerinden dava dışı ... ve ... isimli kişilerin hesaplarına değişik miktarda havaleler yapıldığını, adı geçen kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının ihmal ve kusuru olduğunu ileri sürerek 10,700,00TL’lik zararın 01/09/2008 tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin her türlü güvenlik önlemini aldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı hesabından toplam 10,700,00 TL'nin haksız olarak çekildiği, bloke edilen 912,00TL’nin davacıya iade edildiği böylece davacı hesabından kötü niyetli kişilerce çekilen toplam para tutarının 9.787,00 TL olduğu, davacı kişisel bilgilerinin kullanılarak elektronik ortamda havale işlemlerinin gerçekleştirildiği, davacının bu bilgilerini koruyamadığı ve dava konusu zararın meydana gelmesinde kusurlu olduğu, ayrıca davalı bankanın da web sitesindeki güvenliğe ilişkin müşteriyi bilinçlendirmediği,
sistemine opsiyonel olarak dahil ettiği tek kullanımlık şifreyi zorunlu tutmadığı ve meydana gelen zararda davalının da ihmal ve kusurunun olduğu, dolayısıyla meydana gelen zararda her iki tarafın eşit oranda müterafik kusurlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 4.894,00.TL'nin 0l.09.2008 tarihinden itibaren ticari avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu dava dışı kişiler adına havale edilmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, dava konusu havale işleminin gişe işlemi olarak değil, internet ortamı üzerinden elektronik işlem olarak gerçekleştirildiği sabittir.
İnternet bankacılığı hizmeti sunan bankaların asli borcu, elektronik bankacılık işlemlerinin güvenle yapılabilmesini sağlamaktır. Bu hizmetten yararlanan müşteri ise, internet bankacılığı işlemine açık olan hesabına ait şifre ve parolanın, kötü niyetli üçüncü kişilerin eline geçmesine engel olmak için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.
Borçlar Kanunu’nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda, taraflar arasında mevduat sözleşmesinin olduğu, davacının davalı bankadaki hesabında parasının bulunduğu ve internet üzerinden işlemler yaptığı sabittir. Davacı taraf şifre ve parolayı kimseye vermediğini, davalı bankanın sistemindeki aksaklıklar nedeniyle kötüniyetli üçüncü kişilerin elde ettiği şifre ve porala ile işlem yapıldığını iddia etmiş, davalı banka vekili ise banka sisteminin güvenilir olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacının şifre ve parolasını koruyamadığı, ek güvenlik önlemlerini almaması nedenleriyle kötüniyetli üçüncü kişilerin şifre ve parolayı elde ettiği sonucuna ulaşılarak davacıya; davalı bankanın ek güvenlik önlemlerinin alınmasını müşterilerine zorunlu tutmaması nedenleriyle davalı bankaya kusur izafe edilmiştir.
Öte yandan, davacının ihmal ve kusuru ile şifre ve parolasını kötüniyetli üçüncü kişilere verdiği veya onların almalarına neden olduğuna dair dosyada kanıt yoktur.
Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar ve davalı bankanın hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğu ilkesi nazara alınmak suretiyle, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davacı ve davalının eşit oranda kusurunun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/10088, K. 2012/1827, 13 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama