KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/10303 E., 2012/2155 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
357 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/04/2010 tarih ve 2009/122-2010/87 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 50 yıldan bu yana ŞARK HALI ibaresini ticaret unvanı, işletme adı ve marka olarak kullanan müvekkili şirket tarafından 31.05.2007 tarihinde gerçekleştirilen, ŞARK HALI ibareli 35/8. sınıftaki müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetlerini içeren 2007/29455 sayılı marka tescil başvurusunun, “işaretin marka olabilme özelliğinin mevcut olduğu ve başvuru konusu işaretin uzun yıllar kullandığından dolayı ayırt edicilik kazandırıldığı,” gerekçesini taşıyan itirazlarına rağmen, nihaî olarak YİDK’nın 2008/M-4527 sayılı kararıyla 556 sayılı KHK’ nin 7. maddesinin a ve c bendi hükümleri nazara alınarak haksız yere reddedildiğini ileri sürerek kurum kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, kurum tarafından yapılan işlemlerin usul ve yasaya aykırı olmadığını, ŞARK HALI ibaresini taşıyan başvuru konusu işaretin tescil kapsamına alınmak istenilen hizmetler için ayırt edicilik taşımadığından marka olabilme vasfının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesi istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, başvuru konusu ŞARK HALI ibaresinden müteşekkil işarette, münferit unsurlardan ziyade, işaretin bir bütün olarak bıraktığı genel intibâının nazara alındığında, ŞARK ve HALI sözcüklerinin bir araya getirilmesi ile oluşturulmuş işaretin, kullanılacağı 35/8. sınıf hizmetler için marka olarak tescilinin mümkün bulunduğu, bu haliyle başvuru konusu işaretin asıl ve yardımcı unsurları itibariyle bir bütün olarak ayırt ediciliğinin bulunduğu gerekçesi ile TPE YİDK’nun 2008/M-4527 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/10303, K. 2012/2155, 17 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama