KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/10643 E., 2012/2385 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
365 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31/05/2010 tarih ve 2009/60-2010/224 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden para tahsil ettiğini ve ödemediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından davalı şirket aleyhine açılan davada Essen Asliye Hukuk Mahkemesi'nce 25.564,59 Euro ana paranın, 2.667,44 Euro yargılama masrafının davalıdan tahsiline karar verildiğini, kararın 05.03.2008 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek, Essen Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, TTK'nun 339. ve 405. maddeleri dikkate alındığında, yabancı mahkeme hükmünün Türk kamu düzenine aykırı olduğunu, müvekkilinin müzayaka halinde olması nedeniyle, yabancı mahkeme önünde kendisini savunamadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yabancı mahkeme kararının davalıya Lahey Sözleşmesi uyarınca tebliğ olunmadığı, posta yoluyla yapılan tebliğin usulüne uygun bir tebliğ olmadığı, dolayısıyla tenfizi istenen kararın kesinleşmediği, kesinleşmemiş yabancı mahkeme ilamının tenfiz edilemeyeceği, ayrıca söz konusu ilamın kesinleşmiş olduğu kabul edilse bile MÖHUK'un 54/c maddesi gereğince, kamu düzenine açıkça aykırı yabancı mahkeme ilamlarının tenfiz edilemeyeceği, somut olayda da kamu düzenine aykırılığın bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, yabancı mahkeme kararının tenfiz edilebilmesi için, kararın Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca kesinleşmesinin gerekmesine, somut olayda ise, tenfizi talep edilen kararın Lahey Sözleşmesi uyarınca yetkili makamlar aracılığıyla tebliğ edilmeyip, posta yoluyla tebliğ edilmesi nedeniyle kesinleşmediğinden,
mahkemece sırf bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ayrıca yerinde bulunmayan diğer gerekçelerin de davanın reddine dayanak yapılması doğru değil ise de, yukarıda da belirtildiği üzere, usulünce kesinleştirilmiş bir karar bulunmadığından, yerinde olan bu gerekçeye göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/10643, K. 2012/2385, 21 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama