KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/10734 E., 2012/14509 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
396 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/05/2010 tarih ve 2009/50-2010/307 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25/09/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. .....u dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 09.12.1993 tarihinde davalı bankada 22.600 Alman Markı tutarında vadeli bir döviz hesabı açtırdığını, yurt dışında yaşayan müvekkilinin her yıl kendiliğinden yenilenen bu hesabı Türkiye’ye gelişlerinde kontrol ettiğini, hesabı bir yakını aracılığıyla son kez kontrol ettiğinde ise parasının TMSF’ye aktarıldığını öğrendiğini, oysaki davalı bankanın sözkonusu vadeli döviz hesabıyla ilgili olarak müvekkilinin Türkiye’deki ikamet adresine zaman zaman ekstreler gönderdiğini, bu ekstrelerde hesaptaki paranın TMSF'ye gönderileceği hususunda herhangi bir uyarıda bulunulmadığını,
aksine paranın güvencede ve nemalanmakta olduğu izlenim ve inancının yaratıldığını, davalı bankanın müvekkilini iadeli taahhütlü mektupla uyarma zorunluluğunu yerine getirmeden hesaptaki parayı TMSF'ye devretmesinin haksız ve dayanaksız olduğunu ileri sürerek, müvekkiline ait olup TMSFye devredilen paranın vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte iadesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili banka nezdindeki mevduatı ile ilgili işlem yaptığı en son tarihin 09.12.1993 olduğunu, müvekkili bankanın yasal olarak üzerine düşen bütün yükümlülükleri yerine getirerek davacının müvekkili bankaya bildirdiği adresine 07.02.2007 tarihinde iadeli taahhütlü mektupla uyarıda bulunduğunu ancak davacının bildirdiği adresin yetersiz olması nedeniyle evrakın iade edildiğini, müvekkili bankanın yasal yükümlülüğünü yerine getirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, paranın TMSFye devri konusunda davalı bankanın kusurlu olduğu, bu itibarla söz konusu paranın davacıya davalı banka tarafından ödenmesi gerektiği sonucuna varılarak, davacının davasının kabulü ile taleple sınırlı olarak 30.840,71 TL alacağın dava tarihi olan 05.02.2009 tarihinden itibaren davalı banka tarafından mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/10734, K. 2012/14509, 27 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama