KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/11581 E., 2012/2837 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
561 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/04/2010 tarih ve 2009/96-2010/96 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı TPE vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “.......” ibareli markalarının bulunduğunu, davalı gerçek kişinin ise “......+Şekil” ibaresinin marka olarak tescili için diğer davalı kuruma başvurduğunu, müvekkilinin söz konusu başvuruya yaptığı itirazın davalı kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, ancak bu kararın usul ve yasaya uygun bulunmadığını, zira söz konusu ibareler arasında iltibas tehlikesinin olduğunu, ayrıca davalı gerçek kişinin başvuru konusu ibare altında satış yaptığını ve bu nedenle hakkında ceza soruşturması başladığını, davalının haksız kullanımını meşrulaştırmak için dava konusu marka başvurusunda bulunduğunu,
dolayısıyla davalı başvurusunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, TPE YİDK'nun 2009-M-395 sayılı ret kararının iptaline, tescil edilmiş olması halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, müvekkili kurum tarafından alınan kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, söz konusu ibareler arasında benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, TPE tarafından verilen kararın doğru olduğunu, bir bütün olarak değerlendirildiğinde müvekkilinin başvurusu ile davacı markaları arasında benzerlik olmadığını, kötüniyet iddiasının da yersiz bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu başvurunun asıl unsurunu "......." kelimesinin oluşturduğu, davacının markalarının asıl unsurunun ise "......" kelimesinden ibaret olduğu, markaların asıl unsurları arasındaki tek harf farklılığının aralarındaki benzerliği ortadan kaldırmaya yeterli bulunmadığı ancak asıl unsurlara eklenen şekil ve renklerin işaretleri ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olmaktan çıkardığı,
bununla birlikte “.....” ve “.......+şekil” ibareleri arasında 556 sayılı KHK’nın 8/I-b bendi anlamında en azından ticari, idari ya da ekonomik bir bağlantı olduğu yanılgısına sebep olacak düzeyde iltibasa yol açacak kadar benzerlik bulunduğu, başvuru konusu marka ile davacı markalarının kapsadığı mallar yönünden değerlendirme yapıldığında ise 29/07 ve 08 alt grubunda yer alan mallar itibariyle “aynı tür”, 29/12 alt grubunda yer alan mallar itibariyle ise benzer oldukları, bu sınıflar için KHK'nın 8/1-b hükmü anlamında tescil engeli doğduğu,
diğer taraftan davalı ile davacı taraf arasında "......" ibaresinin markasal kullanımı yönünde bir kısım dava ve çekişmelerin bulunduğu, davalının işyerinde 09.05.2007 tarihinde yapılan aramada davacının "......" markası ile şekil, fiili kullanım ve ambalaj itibariyle aynı biçimde kullanılan "....." markalı ürünlerin tespit edildiği, davalının "......." ibaresini kullanmasının tedbir ile engellendiği ve Gaziantep 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2008/88 E. sayılı dosyasındaki
bilirkişi raporu ve mahkeme kararı ile 15.04.2009 tarihinde davalının ayırt edilemeyecek düzeyde davacı markalarının benzerini kullandığının belirlendiği, davalının söz konusu olayda davacıya ait "......+ ŞEKİL" markasının birebir aynı tasarımını "" şeklinde kullandığı, davalının esasen davacı markaları ile iltibas oluşturan fiili kullanımlarına hukuki zemin oluşturmak üzere dava konusu başvuruyu yaptığı, bu nedenle başvurunun KHK 35 ve MK 2. maddesi anlamında kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, TPE YİDK 2009-M-395 sayılı kararın iptaline, davalı markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı TPE vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/11581, K. 2012/2837, 28 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama