KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/12949 E., 2012/4178 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Mart 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
356 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/02/2010 tarih ve 2008/479-2010/115 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olup dava konusu meblağ 14.510 TL’nın altında bulunduğundan HUMK’nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden para tahsil ettiğini, davalı aleyhine açılan davada Mainz Sulh Hukuk Mahkemesince 4.000,86 EURO ana paranın faiziyle birlikte tahsiline ve müvekkiline ödenmesine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini ileri sürerek, yabancı mahkeme kararının tenfizini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yabancı mahkemece gıyapta hüküm kurulduğunu, kararın Lahey Sözleşmesine uygun olarak tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediğini, Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda tesis edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yabancı mahkeme kararının Lahey Sözleşmesi hükümlerinin uygulanması suretiyle değil, postaya verilmesi suretiyle tebliğ edildiği, öte yandan yabancı mahkeme kararının aynı taraflar ve aynı konuya ilişkin olmayan bir Türk Mahkeme kararı ile bağdaşmaması halinde Türk kamu düzeninin olaya müdahale edeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, bir yabancı mahkeme kararının tenfiz edilebilmesi için kararın Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca kesinleşmesinin gerekmesine,
dava konusu olayda ise tenfizi gereken kararın Lahey Sözleşmesi uyarınca yetkili makamlar aracılığıyla tebliğ edilmeyip, posta yoluyla tebliğ edilmesi nedeniyle kesinleşmediğinden mahkemece sırf bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken ayrıca yerinde bulunmayan diğer gerekçelerin de davanın reddine gerekçe yapılması doğru değil ise de yukarıda da belirtildiği üzere usulünce kesinleştirilmiş bir karar bulunmadığından yerinde olan bu gerekçeye göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/12949, K. 2012/4178, 19 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama