KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/13217 E., 2012/3835 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mart 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
533 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ödemiş 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.12.2009 tarih ve 2009/719-2009/907 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin alacağı karşılığında muhatabı davalı Akbank A.Ş.
Ulucami/BURSA şubesi olan 3.250,00 TL bedelli çeki ciro yoluyla aldığını, çekin keşidecisinin Sırat Tekstil ve Deri Ticaret Limited Şirketi olduğunu, çekin yasal süresi içerisinde muhatap bankanın Ödemiş Şubesine ibraz edilmesinde karşılığının bulunmadığının görüldüğünü, çekin arkasına karşılıksız kaşesi vurdurularak keşideci ve cirantalar hakkında icra takibi yapıldığı gibi çek keşidecisi şirket temsilcisi olan ... hakkında da 3167 sayılı Yasa’nın 16/1. maddesi uyarınca ceza davası açıldığını,
Ödemiş Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2003/270 Esas 2004/417 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında şirket temsilcisi ... hakkında mahkumiyet kararı verilmesinin ardından yargılamanın iadesi nedeniyle yapılan yeni yargılamada çekteki imzanın sanığa ait olmadığının anlaşılması ve meçhul kişinin ...’ye ait kimlik bilgilerini kullanarak çek karnesi aldığının anlaşılması nedeniyle beraatine karar verildiğini, davalı bankanın TTK’da öngörülen yasal sorumluluklarını yerine getirmeden ve gerekli araştırmaları yapmadan çek karnesi vermesi nedeniyle müvekkilinin zararına neden olduğunu ileri sürerek;
çek bedeli olan 3.250,00 TL alacağın keşide tarihi olan 01.01.2003 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı bankadan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu çek hesabının müvekkili bankanın Ulucami/BURSA şubesinde açıldığını ve çek karnelerinin de anılan hesaptan verildiğini, müvekkili bankanın merkezinin ise İstanbul’da bulunduğunu bu nedenle davayı görmeye İstanbul ve Bursa Mahkemelerinin yetkili olduğunu savunarak, yetki itirazında bulunmuş, esastan da davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; haksız fiilin davalı bankanın Ulucami şubesinin bağlı olduğu Bursa’da gerçekleştiği, davanın davalının genel merkezin bağlı olduğu İstanbul ya da davaya konu işlemi gerçekleştiren Ulucami şubesinin bağlı bulunduğu Bursa mahkemelerinden birinde açılması gerektiği gerekçesiyle, yetkili mahkemeler konusundaki davalı tarafın seçim hakkına göre davalı vekilinin beyanı da nazara alınarak mahkemenin yetkisizliği nedeniyle dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dava dosyasının yetkili olan İstanbul Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankanın sahte kimlik bilgilerine dayalı çek hesabı açmasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup; uyuşmazlık, mahkemenin yetkili olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı ile davalı banka arasında akdi bir ilişki bulunmamakta, davacı, davalının çek hesabı açarken yapması gereken araştırmaları ihmal ettiği ve bu suretle zarara uğradığını iddia ederek haksız fiil hükümlerine dayanmaktadır. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle davalı tarafın yetki itirazı kabul edilerek yetkisizlik kararı verilmiştir.
Oysa, davacı tarafça davaya konu çekin davalı bankanın Ödemiş Şubesine ibraz edilmesi sonucu çek hesabının sahte kimlik bilgilerine dayalı olarak açıldığının anlaşılmış olmasına göre, esasen haksız eylem sonuçlarını Ödemiş'te göstermiştir.
Bu durumda, mahkemece, taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmadığı nazara alınarak mahkemenin yetkili olduğunun kabulü ile işin esasına girilerek yapılacak yargılama sonunda oluşacak kanaate göre bir karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamı ile örtüşmeyen yazılı gerekçe ile yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/13217, K. 2012/3835, 14 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama