KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/14071 E., 2012/18416 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
885 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.05.2010 tarih ve 2006/367-2010/93 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 16.11.2012 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. .....ile davalı vekili Av. ... .. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinden 3M Company'nin dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden biri olduğunu ve tüm dünyada faaliyet gösterdiğini, bu şirketin iştiraki olan diğer müvekkilinin ise 1988 yılında Türkiye'de kurulduğunu, müvekkili 3M Company adına tescilli “3M” markasının tüm dünyada tanınmış bir marka olup TPE tarafından da tanınmış marka olduğunun ilan edildiğini, bu nedenle anılan markanın aynısının ya da benzerinin başka hiçbir ürün ve hizmet için marka, ticaret unvanı, alan adı veya başka herhangi bir ticari tanıtım amacıyla kullanılmasının mümkün bulunmadığını,
davalı şirketin söz konusu markayı aynen içeren “3MK+Şekil” markasını 05.08.2002 tarihinden itibaren tescil ettirdiğini ve kullandığını, ayrıca yine müvekkilinin markası ile iltibas yaratan “3mk.com.tr” alan adını kendi adına tescil ettirdiğini, diğer davalı olan Miraç Kar'ın ise davalı şirketin ortağı olduğunu ve onun da “3mksecurity.com” alan adını aldığını ileri sürerek, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, davalı şirket adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne, davalılar adına kayıtlı alan adlarının iptaline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinin tescilli marka ve alan adını kullandıklarını, bu şekildeki kullanımın marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağını, ayrıca müvekkiline ait marka ile davacıların markası ve unvanları arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerliğin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı adına tescilli “3M” markasının dünyada ve Türkiye'de tanınmış marka olduğu, “3MK+Şekil” ibareli davalı markası ile davacı markası arasında ayniyet düzeyinde benzerlik bulunmamakla beraber, davacının tanınmış “3M” markasının davalı markasında aynen yer alması nedeniyle karıştırma ihtimalinin bulunduğu, davalı markasına ilave edilen şekil ve (K) harfinin
karıştırılma ihtimalini önlemeye yeterli olmadığı, gerek TRİPS 16. maddesi ve gerekse 556 sayılı KHK'nin 8/4. maddesi uyarınca toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda farklı mal veya hizmetler için de tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilebileceği, bu maddede öngörülen zarar verme veya yarar sağlama kriterleri değerlendirilirken özellikle markaların ürün ve hizmetlerin benzerlik düzeyinin dikkate alınacağı,
davacının markası davalı tarafça aynen kullanılmadığından farklı sınıfta yer alan ürünlerin davacı markasının tanınmış olduğu sınıflara uzaklığı nedeniyle tüketicinin tercihinde bu markanın belirleyiciliğinin zayıfladığı, bu durumda olan sınıflar yönünden istemin yerinde bulunmadığı, iptali istenilen ODTÜ nezdinde kayıtlı bulunan “3mk.com.tr” alan adının silindiği, diğer alan adının ise yurt dışında kayıtlı olup, yurt dışında tescilli alan adlarının ülkesellik prensibi gereğince iptalinin mümkün bulunmadığı, tescilli markaların kullanımının markaya tecavüz veya haksız rekabet oluşturmadığı,
markanın davalı şirket adına tescilli olması nedeniyle davalı Miraç Kar'a husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davalı şirket adına tescilli markanın kısmen hükümsüzlüğüne, “3mk.com.tr.” alan adına yönelik talep konusuz kaldığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, “3mksecurity.com”alan adı yönünden iptal talebinin reddine, ancak bu siteye Türkiye'den erişimin engellenmesi şeklinde kullanımın önlenmesine, sair taleplerin reddine, davalı Miraç Kar hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraf markalarının kapsadıkları mal ve hizmetlerin aynı veya benzer olup olmadığı hususunda alınan 25.03.2010 tarihli ek bilirkişi raporunda, davalıya ait hükümsüzlüğü istenilen marka kapsamında bulunan “gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutular, kılıflar, parçaları ve aksesuarları, Kara araçlarının bakım ve tamiri hizmetleri, Giysilerin bakımı ve tamiri hizmetleri, yangın alarm sistemlerinin tesisi ve tamiri hizmetleri” mal ve hizmetlerinin,
davacıya ait markanın kapsamında bulunmadığı belirtilmiş olmasına rağmen mahkemece davacı tarafından dosyaya sunulan özel mütalaa dikkate alınarak bu mal ve hizmetlerin de benzer olduğu kabul edilmiştir.
1086 sayılı HUMK'nun 275. maddesi uyarınca çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınması gerekir.
Aynı Kanun'un 286.maddesinde belirtilen bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi bağlamayacağı hükmü, hakimin bilirkişi raporunu serbestçe takdir edeceği, raporu yeter derecede kanaat verici bulmazsa HUMK 283. maddesi gereğince bilirkişiden ek rapor veya HUMK 284. maddesi gereğince yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabileceği şeklinde anlaşılmalıdır. Yoksa hakimin özel bilgiyi gerektiren hususlarda, bilirkişilerin yerine geçerek karar vermesi mümkün değildir.
Ayrıca, somut olayda olduğu gibi davacı tarafça sunulan özel mütalaa esas alınarak başka bir bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın bilirkişi raporunda açıklanan kanaatin aksi yönde karar verilmesi de yerinde olmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece ek rapor ya da yeni bir rapor alınmaksızın 25.03.2010 tarihli bilirkişi raporunda, davacı markasının kapsadığı mal ve hizmetlerden farklı olduğu açıklanan mal ve hizmetler yönünden de hükümsüzlük kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/14071, K. 2012/18416, 16 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama