KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/1469 E., 2011/10437 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
382 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/07/2009 tarih ve 2007/331-2009/460 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilince dahili su ve su baskını teminatı içerir işyeri sigorta poliçesiyle sigortalanan işyerinde üst katlardan gelen atık su borusundan kaynaklanan hasarın sigortalıya ödendiğini ve zararın oluşumunda davalı kat maliklerinin sorumlu olduğunu ileri sürerek, 7.598,00 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Bir kısım davalılar, davanın reddi istemiş, diğerleri davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, sigorta poliçesinin dahili su basması için teminat verip vermediğinin poliçede belirli olmadığı, apartman yönetim kurulunun usulüne uygun kararı olmaksızın yönetici imzası ile sigortalı yeri kiralayan sigortalının ve halefi olarak davacı ... şirketinin kat maliklerine müracaat haklarının bulunmadığı ve bu şekilde işyeri kiraladığı için sigortalının kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işyeri sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
TTK.nun 1301 nci maddesine dayalı tazminat istemlerinde sigorta şirketi, tazmin ettiği bedel nispetinde gerçek zarar miktarını rücuen zarar sorumlusundan talep edilebilir. Somut olayda mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, mahkeme gerekçesi ve hükme esas alınan bilirkişi raporu taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözmeye yeterli değildir.
Zira, davacı tarafından tanzim olunan sigorta poliçesinin dahili su ve su basması teminatı verdiği hususunda hiçbir tereddüt bulunmayıp, mahkeme gerekçesinin aksine poliçenin ikinci sayfasında teminatın hangi rizikoları kapsadığı açıkça belirtilmiştir.
Ayrıca, sigortalı işyerinin kiralanmasındaki prosedür nedeniyle sigortalıya yazılı gerekçeyle kusur izafe edilerek tazmini gereken hasar miktarında indirime gidilmesinin de hiçbir hukuki dayanağı ve davanın konusuyla illiyet bağı mevcut değildir.
Bu durumda mahkemece, sigortalının halefi olan davacının zararın oluşmasından sorumlu olan kat maliklerinden rücuen tazminat talep etme hakkı bulunduğu nazara alınarak aralarında sigorta hukuku ve inşaat konularında uzman bilirkişilerin bulunduğu kurul vasıtasıyla alınacak denetime imkan veren raporla tazmini gereken gerçek zarar miktarının usulünce tespiti gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeyle hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
30.09.2011 - SK
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/1469, K. 2011/10437, 19 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama