KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/14993 E., 2012/19263 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
449 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/06/2010 tarih ve 2008/177 - 2010/272 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 23.11.2012 günü temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması talebinde bulunan davacı ... vekilinin duruşma (mürafaa) isteminden vazgeçerek incelemenin dosya üzerinde yapılmasını talep etmesi üzerine duruşma yapılmasına yer olmadığına karar verildikten sonra, dosya üzerinde yapılan incelemede Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı Dost Bilişim Tek.Ltd. Şti, Vipel Haberleşme Tek. Ltd. Şti. ve Dost Net Bilgisayar Ltd.
Şti'nin davalı bankayla imzaladıkları genel kredi sözleşmelerinin bir kısmına kefil olduğunu, bu sözleşmelerle anılan şirketlere verilen teminat mektuplarından kaynaklanan teminat riski 314.250 TL iken, banka tarafından gerekçe gösterilmeksizin davacının mevduat hesaplarında bulunan 700-800 bin YTL civarındaki para ve hazine bonosuna bloke konulduğunu, davalının bu haksız tutumuyla iş adamı olan davacının parasını farklı yatırım araçlarında değerlendiremediğini, ortaklığı bulunan şirketlere para aktaramadığını, maddi zarara ve itibar kaybına uğradığını ileri sürerek,
haksız bloke nedeniyle uğranılan zararlar karşılığı 50.000 TL manevi tazminat ile ıslahla 250.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sahte referans mektubuna dayalı olarak davacının hesaplarına bloke konulduğunu, blokenin taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesi ve rehin blokaj sözleşmesi uyarınca hukuka uygun olup, yapılan işleme haksız fiili ile davacının sebep olduğunu, kaldı ki sahte referans mektubunun ihaleye sunulması ile asıl itibarı zedelenenin banka olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, yanlar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 6. maddesi gereğince riskin gerçekleşip gerçekleşmediğinin bankanın takdirinde olduğu, davalı bankanın 09/03/2006 tarihli ihtarname ile riskin gerçekleştiğinden bahisle hesabı katederek borçların muaccel hale geldiğini belirttiği, bu durumda hapis hakkının kullanılmasında temel unsur olan alacağın muaccel olma koşulunun gerçekleşmesinin beklenmesine gerek bulunmadığı, davacının borç ödemede güçsüzlüğe düştüğü hesap kat ihtarı ile ortaya konulduğundan ve rehin blokaj sözleşmesinin 6. maddesinin açıklığı da gözetildiğinde davalı bankanın davacının hesaplarına koyduğu blokajın haksız olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve her ne kadar hesap kat edilmediği halde mahkemenin karar gerekçesinde hesabın kat edildiğine yer verilmesi doğru değil ise de, taraflar arasındaki sözleşmede davalı bankaya kendisine bir miktar borcu olan davacının hesaplarına bloke koyma yetkisi tanınmış olmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/14993, K. 2012/19263, 27 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama