KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/15166 E., 2012/19032 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Kasım 2012
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
563 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/06/2010 tarih ve 2008/376-2010/257 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 23/11/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardır mobilya sektöründe çek yat imalatı ve satışı işiyle iştigal ettiğini, 23.03.2007 ve 02.03.2007 tarihlerinde “Asansör somyalı arkası yatan sandıklı sistem” ve “Asansörlü sandık sistemi” başlığını taşıyan iki buluşu adına tescil ettirdiğini, müvekkilinden yaklaşık altı ay sonra davalı tarafından müvekkili adına tescilli buluşlar ile ilgili olarak TPE'ne faydalı model başvurusunda bulunulduğunu, başvuruya konu buluşların gerçekte aynı makas sistemi ile ilgili bulunduğunu ve bu nedenle yenilik unsurunu taşımadığını ileri sürerek, davalı adına tescilli faydalı model belgelerinin hükümsüz kılınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iptali istenen faydalı model belgelerine konu buluşlar ile davacı adına tescilli faydalı model belgelerine konu buluşlar arasında teknik olarak benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının faydalı model belgelerine konu ürünlerin, dava konusu faydalı model belgelerine konu ürünlerin yenilik niteliğini ortadan kaldırmadığı, ancak söz konusu 2,3 ve 4 nolu istemlerin 551 sayılı KHK'nin 165/b maddesinde öngörüldüğü üzere buluş konusunun ilgili olduğu teknik alandaki bir uzmanın onu uygulamaya koyabilmesini mümkün kılacak yeterlilikte açık olarak tanımlanmadığı, bu durumun yönetmeliğin 9.maddesi hükmüne aykırı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2007/06076 ve 2007/06077 tescil nolu faydalı model belgelerinin 2,3 ve 4 nolu istemler yönünden hükümsüzlüğüne, 1 nolu istem yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davalıya ait faydalı model belgelerinin hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Zira, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında, yenilik incelemesi dava konusu faydalı modellerde yer alan elemanların davacıya ait faydalı modelde bulunup bulunmadığı kriterine göre yapılmış olup davacı tarafça davalıya ait faydalı modeldeki elemanların yalnızca adlarının değiştirildiği yönünde itiraz da bulunulmuş olmasına rağmen bu itiraz üzerinde durulmamıştır.
Öte yandan, şekillere atıf yapıldığından Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Uygulama Şeklini Gösterir Yönetmeliğin 9. maddesine aykırı olması nedeniyle bir kısım istemler yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalı tarafın söz konusu atıflar çıkarılsa bile tarifnamenin uygulanabilir olduğu ve anılan yönetmeliğe bir aykırılık bulunmadığı yönündeki itirazı da değerlendirilmemiştir.
Bu itibarla, mahkemece ek rapor alınmak ya da yeni bir bilirkişi heyetine inceleme yaptırılmak suretiyle tarafların alınan raporlara yaptıkları ciddi itirazlar değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/15166, K. 2012/19032, 23 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama