KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/15389 E., 2012/5764 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
303 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/04/2010 tarih ve 2008/252-2010/176 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin alacaklı olduğu 9 adet bononun tahsil cirosuyla davalı bankaya verildiğini, 1 adet senedin borçlusu tarafından ödendiğini, ancak davalı bankanın verilen talimata rağmen geri kalan 8 adet senet için senet borçlusuna protesto çekmediği gibi, senetlerdeki borçlu imzalarının bulunduğu kısımları kesip senetleri tahrif ederek iade ettiğini, bu haliyle senetlerin bono vasfı kalmadığından tahsil kabiliyetinin bulunmadığını ileri sürerek, tahrif edilen 8 adet senet bedeli olan toplamı 7.750,00 TL 'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bonolarda tanzim tarihi bulunmadığından senetlerin kambiyo senedi vasfında olmadığını, zaten bu nedenle noterin protesto işlemini gerçekleştirmediğini, senetlerin davacıya postayla iade olunduğunu, davacının alacaklı olduğu kişiye karşı her zaman takip ve dava yoluna başvurabileceğini, bu yollara başvurulup tüketilmeden senet bedellerinin müvekkili bankadan istenemeyeceğini savunarak, davanı reddini istemiştir.
Mahkemece, tanzim tarihleri bulunmayan, senetlerin kambiyo senedi niteliğinde olmadığı,dekont ve senet fotokopileri içeriğine göre keşideci imzasının tahrif olunduğu yönündeki davacı iddiasının yerinde görülmediği, davacının senet borçlusuna başvuru hakkını kaybetmediği, bu hakkını kullanmadan bankaya husumet yöneltemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/15389, K. 2012/5764, 11 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama