KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/15738 E., 2012/5618 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
293 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 9. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/06/2010 tarih ve 2009/873-2010/749 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 20.10.2008 vadeli senedin keşidecisi olduğunu, senede ilişkin olarak davalıya 13.11.2008 tarihinde 1.000 TL ödemede bulunduğunu, ancak davalının senet bedeli 2.700 TL üzerinden icra takibi yaptığını, bu nedenle icraya 1.571,81 TL fazla ödeme yapmak zorunda kaldığını ileri sürerek, 1.571,81 TL'nın ödeme tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yapılan ödemenin başka bir ticari ilişkiyle ilgili olduğunu, dekont üzerinde herhangi bir açıklama bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı tarafından 1.000 TL ödeme yapıldığı, başka bir borca ilişkin olduğuna dair delil olmadığı, davacının 1.571,81 TL fazla ödemede bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 1.571,81 TL'nın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile Borçlar Kanunu’nun 86/1. maddesinin “ Kanunen muteber bir beyan vaki olmadığı yahut makbuzda bir güna mahsup gösterilmediği takdirde, tediye muaccel olan borca mahsup edilir.” hükmünü haiz olup, ödemenin muaccel olan başka bir borca mahsuben yapıldığını kanıtlama durumunda bulunan davalının bu hususu kanıtlayamamış olmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/15738, K. 2012/5618, 9 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama