KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/2234 E., 2011/11679 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
330 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Edirne 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/11/2009 tarih ve 2009/100-2009/825 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkiline olan borcu nedeniyle dava konusu 2.000 TL bedelli çeki keşide ederek verdiğini, borcun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu, itirazın iptali davası açma süresinin geçtiğini ileri sürerek, 2.000 TL çek bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu çekin bankaya ibraz edilmemesi nedeniyle hamilin müracaat hakkını kaybettiği, çekin senet olmayıp havale niteliğinde bir belge olduğu, süresinde ibraz edilmemesi nedeniyle yazılı delil başlangıcı olduğu, davacının tanık dinletmekten vazgeçtiği ve çekten başka bir delile dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1 - Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2 – Dava, çeke dayalı alacak istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de dosya içeriğinin incelenmesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde “diğer deliller” ibaresini kullandığı ve duruşma sırasında dava dilekçesinde yazılı delillere dayandıklarını beyan ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, davacı vekiline, davalı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak bunun sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu delil dikkate alınmaksızın davacının tanık dinletmekten vazgeçtiği gerekçesiyle red kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/2234, K. 2011/11679, 3 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama