KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/3879 E., 2011/15356 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
571 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/12/2009 tarih ve 2006/30-2009/434 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilince hazırlanan ve satışı yapılan “Antalya Şehir Rehberi”nin iki sayfasının müvekkilinin izni olmaksızın yasaya aykırı bir şekilde davalı tarafından yayınlanan “Tempo” dergisinin ekinde verilen Antalya(2) İl rehberi adlı ekte aynen kullanıldığını, bu durumun müvekkilinin maddi ve manevi haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek, 5846 SY’nın 68. maddesi uyarınca telif ücreti bedeli olarak 25.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini ve karar özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu yayının eser niteliğinin bulunmadığını ve müvekkilince dağıtılan 160 sayfalık ekte davaya konu bölümün çok küçük bir yer tutup yayına bir etkisinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, mali hakları davacı şirkette olan yayının eser niteliğinin bulunduğu, bu bölüm için 5.000,00 TL telif ücreti ödenmesinin gerektiği ve davalının haksız fiili nedeniyle davacının manevi tazminat talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, FSEK 68. maddesi uyarınca 5.000,00 TL telif ücreti tazminatı ve 4.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline ve atiye bırakılan maddi tazminat bölümü için hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunun’dan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 18/2.maddesine göre, aralarındaki sözleşmeden aksi anlaşılmadıkça, memur, hizmetli ve işçilerin işlerini görürken meydana getirdikleri eserlerin mali hak sahipleri, bunları çalıştıran veya tayin edenlerdir.
Davacı şirket, anılan maddede açık bir şekilde belirlendiği üzere davaya konu eserin mali hak sahibi olup, eserin manevi haklarının sahibi değildir. Ayrıca, davalı eyleminin genel hükümler uyarınca davacı şirket tüzel kişiliğinin şahsiyet haklarına tecavüz olarak kabulü de mümkün değildir. Bu nedenle davacının manevi tazminat talebinin reddi gerekirken yazılı gerekçesiyle manevi tazminat isteminin kısmen kabulü doğru olmamıştır.
Ayrıca, eser sahibinin mali haklarına tecavüz hususuna ilişkin yasal düzenlemeyi içeren 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 68/1 nci maddesinde, izni alınmamış eser sahibinin sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya emsal veya rayiç bedel itibarıyla uğradığı zararın en çok üç kat fazlasını isteyebileceği, bu bedelin tesbitinde öncelikle ilgili meslek birliklerinin görüşünün esas alınacağı belirtilmiştir.
Somut davada mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda “tahmin, takdir ve kanaate” dayalı olarak belirlenen tazminat miktarının kabulüne karar verilmişse de, rapordaki tazminat miktarının belirlenmesinin dayanağı açıklanmadığından bu şekilde varılan sonucun Yargıtay denetimine elverişli olmadığı açıktır.
Bu durumda mahkemece eser sahibinin tecavüze konu mali haklarının tayin ve tespitinde yukarıda açıklanan FSEK’nun 68 nci maddesindeki hususlar göz önüne alınarak, dava konusu eserin davalıya ait derginin ücretsiz eki olarak dağıtılması,
izinsiz kullanılan sayfa adedi gibi eserin değerini etkileyen bütün faktörler ve çoğaltılan nüsha sayısı ve telif ücreti oranı nazara alınmak suretiyle normal şartlarda oluşturulacak bir sözleşme uyarınca eserin yayınlanacak olan bölümü için hak sahibine ödenmesi gereken rayiç bedelin somut verilere dayalı ve denetime elverişli bir rapor alınarak belirlenip sonucuna göre davacı talebinin değerlendirilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bu yönden de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/3879, K. 2011/15356, 17 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama