KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/3897 E., 2011/15836 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
405 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 5.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.12.2009 tarih ve 2008/245-2009/695 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının taşıyıcı mali mesuliyet sigorta sözleşmesi gereği müvekkilinin üstlendiği taşımaları teminat altına aldığını, müvekkili tarafından piyasadan temin edilen araçla Bursa’dan Van’a taşınan emtianın sürücü tarafından çalınarak alıcısına teslim edilmediğini, hasar bedelinin müvekkili tarafından ilgilisine ödendiğini, poliçe kapsamında kalan hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik 8.500,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dav etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddin istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, poliçe özel şartlarına göre araç sürücüsünün hilesi, kastı veya ağır kusurundan kaynaklanan hasar halinde rizikonun teminat dışı olarak kabul edildiği, davacının zararı önlemek için durumun gerektirdiği bütün özeni gösterdiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıyıcı mali sorumluluk sigorta poliçesine dayalı alacak istemine ilişkindir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki uyuşmazlık, mali sorumluluk sigorta poliçesindeki özel şart uyarınca davacı üst taşıyıcının alt taşıyıcıları seçme konusunda gerekli özeni gösterip göstermediği konusunda toplanmaktadır.
Davacı, yükün verileceği aracın çalıntı olup olmadığını kontrol edilerek aracın trafik tescil kaydının, karayolu taşıma yetki belgesinin ve sürücü belgesinin suretlerinin temin edildiğini ileri sürmüştür. Hükme dayanak yapılan bilirkişi tarafından hazırlanan raporda davacının aldığı önlemlerin yeterli olmadığı, sabıka kaydı, teminat, kefalet ve sürücü hakkında mesleki kuruluşlardan araştırma yapılması gibi tedbirlerin de alınması gerektiği belirtilerek davacının gerekli özeni göstermediği ifade edilmiştir. Ancak, uyuşmazlığın çözümü için gerekli taşıma konusunda uzman olduğu dosya kapsamından anlaşılamayan bilirkişinin bu sonuca ne şekilde vardığının gerekçesi açıklanmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın belirlenen bu mahiyetine göre, poliçedeki özel düzenlemede yer alan “özen” kavramının neleri kapsadığının taşıma sektöründeki uygulamalar nazara alınarak belirlenmesi, somut olayda davacının araç temininde gerekli özeni gösterip göstermediğinin içinde taşıma konusunda uzmanlığı bulunan bir bilirkişinin de bulunduğu heyetten rapor alınmak suretiyle tesbiti ile oluşacak sonuca göre rizikonun tazmininin gerekip gerekmediğinin belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yetersiz bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/3897, K. 2011/15836, 24 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama