KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/3907 E., 2011/15001 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
506 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 46.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15.12.2009 tarih ve 2008/326 - 2009/486 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olup dava konusu meblağ 14.200,00 TL’nın altında bulunduğundan HUMK’nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ORİENT'in acenteliğini yaptığı Yunanistan Bayraklı WORLD RENAİSSANCE isimli geminin 05.09.2004 tarihinde müvekkiline ait 3 adet usturmaçaya hasar vererek kullanılmaz hale getirdiğini ileri sürerek, 21.000 TL'nin kaza tarihinden itibaren en yüksek yasal temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, haksız fiil sebebiyle muhatabın gemi donatanı olduğu, davanın asaleten ve izafeten müvekkili acenteye yöneltilemeyeceğini, hasara WORLD RENAİSSANCE isimli geminin sebep olduğunun ispatlanması gerektiğini, talebin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, toplanan delillere ve kısmen benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, TTK’nun 117/3. maddesi gereğince davalı Orient Den.
A.Ş’nin acente hükümlerine tabi olduğu, hasarın WORLD RENAİSSANCE isimli gemi tarafından verildiği, 618 sayılı Limanlar Kanunu’nun 3. maddesine göre acentenin bu tür hasardan donatan ile birlikte sorumlu olduğu, zarar gören usturmaçaların garanti süresi olan 11,5 yılda ömürlerini tamamlayacağının kabulü gerektiği, fiilen kullanımın 26/05/1998 tarihi olduğu, buna göre yıpranma payının %55, tazminatın %45 oranında olacağı, bozma ilamı doğrultusunda usturmaçaların TL cinsinden fiyat araştırması yapıldığını, ancak usturmaçaların malzemelerin ithal olması nedeniyle TL cinsinden satışının bulunmadığının anlaşıldığı,
buna göre önceki hükme esas alınan hesaplamaya göre üç adet usturmaçanın dava itibariyle değerinin 14.252,77 Euro karşılığı 24.437,80 TL, davacı alacağının 10.955,66 TL olduğu gerekçesiyle davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. Dava, davalıların donatanı olduğu ve acenteliğini yaptığı WORLD RENAİSSANCE isimli geminin davacı tarafından işletilen Salıpazarı 1 nolu rıhtımdan kalkışı esnasında üç adet usturmaçaya hasar vererek kullanılamaz hale getirmesi nedeniyle açılan 21.000 TL’nın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece verilen 13/06/2006 tarihli karar, Dairemizin 11/03/2008 tarihli 2006/11250 esas, 2008/2955 karar sayılı ilamıyla "Davaya konu zarar görerek kullanılamaz hale gelen usturmaçaların Türkiye’de imal edildiği, haksız fiilin Türkiye’de vuku bulduğu tartışmasız olduğuna göre,davacının hak ettiği tazminat miktarının olay tarihi itibarıyla TL üzerinden belirlenerek hüküm altına alınması gerekirken usturmaçaların değeri konusunda Euro baz alınarak yapılan hesaplama sonucunda,
zararın TL olarak doğduğu göz ardı edilerek yazılı şekilde Euro’nun TL’ye endekslenmesi suretiyle hüküm tesisinin hatalı olduğu" gerekçesiyle taraflar yararına bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, malzemelerin TL cinsinden satışı bulunmadığı gerekçesiyle, bozulan karar gibi karar verilmiştir.
Ancak, Dairemizin bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak doğduğundan bozma ilamı doğrultusunda hüküm tesisi gerekirken, usuli kazanılmış hak ilkesi de nazara alınmayarak, yine Euro baz alınarak dava tarihi itibarıyla TL üzerinden tazminatın belirlenip hüküm altına alınması doğru olmamış, kararın bu yönden taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/3907, K. 2011/15001, 14 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama