KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/4273 E., 2011/15718 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Kasım 2011
- Mahkemesi
- İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
570 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/03/2005 gün ve 2004/763-2005/45 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Form Mob. ve Dekorasyon San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili; davalının 17.03.2003 tarihinde yaptığı başvuru neticesinde 2003 03205 tasarım tescil belgesine konu tabureyi adına tescil ettirdiğini, oysa söz konusu tasarımın yeni olmayıp ayırdedici niteliğinin bulunmadığını, nitekim söz konusu tasarımın 1996 tarihinde İntern, 2001 tarihinde de Maison Francaise dergilerinde yayınlandığını, kamuya daha önce sunulmuş bir ürünün davalı adına tescil edilmesinin 556 sayılı KHK'ye aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli 2003 03205 sayılı endüstriyel tasarım belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; davalı adına tescil olunan tasarımın tescil tarihinden önce kamuya sunulduğu, şu halde yenilik unsuruna sahip olmadığı gerekçesi ile, davanın kabulüne ve tescilli tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
HUMK’nun 432/1. maddesi uyarınca temyiz süresi onbeş gündür.
7201 Sayılı Tebligat Kanunun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara tebligat selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır. Aynı kanunun 13. maddesine göre de, tebliğ yapılacak bu kişiler, herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde, tebliğ orada hazır bulunan memur ve müstahdemlerinden birine yapılır.
Tebligat Tüzüğünün 18. maddesinde de, tüzel kişi adına, tebligatı kabul edecek kişi herhangi bir Sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle tüzel kişinin yetkilisinden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle vazifelendirilmiş biri olması lazım geldiği,
bunların da bulunmadığı tebliğ mazbatasında tespit edilmek şartıyla, o yerdeki diğer memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Somut uyuşmazlıkta dava dilekçesinin 28.09.2004 tarihinde "İşyeri Yöneticisi" sıfatıyla Halime Güler'e, bilahare gerekçeli kararın da "sekreter sıfatıyla" aynı kişiye tebliğ edildiği görülmüş isede, Tebligat Tüzüğünün 18.maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına şerh edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan tebligatlar usulsüzdür. Öte yandan gerekçeli kararın tebliğine ilişkin tebligat evrakına tebliğ tarihi de yazılmış değildir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesinde, "Tebliğ, usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur" hükmüne yer verilmiştir.
Davalı vekili 25.02.2010 tarihli temyiz dilekçesi ile gerekçeli kararın usulsüz tebliğ olunduğunu, davadan ve karardan 16.02.2010 tarihinde haberdar olduklarını ileri sürerek temyiz dilekçesinin süresinde verildiğinin kabulü ile hükmün bozulmasını talep etmiştir. Oysa, dava dosyası içeriğinden temyiz eden davalı vekilinin 02.03.2009 tarihinde dosyaya vekaletname sunup dosyanın fotokopisini talep ettiği, talebin aynı tarihli hakim havalesi ile kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Kaldı ki; davacı tarafça temyize konu iş bu kararın vekalet ücretine ilişkin hükmünün takibe konulduğu, icra emrinde alacağın iş bu karardan kaynaklandığının belirtildiği, icra emrinin 19.02.2009 tarihinde davalıya tebliğ olunduğu görülmektedir. Şu halde davalının davayı ve kararı öğrenme tarihi engeç 02.03.2009 tarihi olup 25.02.2010 tarihli temyiz istemi süresinde yapılmamıştır.
Bu durum karşısında davalının temyiz isteminin HUMK’nun 432/4. maddesi uyarınca, süre yönünden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/4273, K. 2011/15718, 23 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama