KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/4312 E., 2011/15590 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
517 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/12/2009 tarih ve 2009/315-2009/532 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 14.200 TL nin altında bulunduğundan HUMK.nun 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Federal Almanya Cumhuriyeti Dortmund Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından 24/04/2008 tarihli davalı aleyhine verilen kararın ve yargılama masraflarına ilişkin ek kararın tenfizini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, MÖHUK 50.maddesindeki usulü şartların oluşmadığını, kararın gerekçeden yoksun olduğunu, TTK. 329 ve 405. maddelerine aykırılık bulunduğunu, Türk Mahkemelerinden verilen kararlarla çeliştiğini, tenfize konu gıyapta verilmiş kararın usulüne uygun kendilerine tebliğ edilmediğini ve kesinleşmediğini, kararın kamu düzenine aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tenfizi istenen kararın dava dilekçesinin davalı vekili Av. ....'na Adalet Bakanlığı vasıtasıyla tebliğ edildiği, ancak tenfize konu mahkeme kararının postaya verilmek suretiyle davalıya tebliğ edildiği, dolayısıyla usulüne uygun olarak kararın tebliğ edilmediği ve kararın kesinleşmediği, ayrıca davacının davalı şirketin hissedarı olduğu, TTK'nın 329. maddesinde Anonim Şirketler kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği gibi, rehin olarak da kabul edemeyeceği, 405. maddesinde ise; anonim şirket pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri istemeyecekleri hususlarının düzenlendiği,
Türkiye'de bulunan anonim şirket hissedarlarına hisse bedellerini dava yoluyla geri alma hakkı kanunlarca yasaklanmış olmasına rağmen, yurt dışında yaşayan aynı şartlardaki anonim şirket hisse sahiplerinin tenfize ilişkin Yabancı Mahkeme kararlarının tenfizinin kabulü halinde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 10/3. maddesinde düzenlenen kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı bir durum ortaya çıkacağı, yine tenfizin kabul edilmesi halinde mali ve iktisadi yapı bozularak Türk sermaye şirketlerinin varlığının sona erdirileceği, bu nedenlerle tenfize konu kararın kamu düzenine açıkça aykırı olduğu,
öte yandan kararda davacının davalı şirkete yatırdığı hisse bedelinin ödenmesine karar verildiği halde hisselerin iadesine karar verilmediği, dolayısıyla tenfizin kabul edilmesi halinde
hisseler davacı elinde olduğu için mükerrer tahsilata da sebebiyet vereceği, ayrıca davalının savunma hakkının kısıtlandığı ve gıyap kararı verilerek davacının iddiaları araştırılmadan dava kabul edildiği için bu yönüyle de kararın Türk kamu düzenine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, yabancı mahkeme kararının tenfiz edilebilmesi için kararın Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca kesinleşmesinin gerekmesine ve dava konusu olayda tenfizi istenen kararın Lahey Sözleşmesi uyarınca yetkili makamlar aracılığı ile tebliğ edilmeyip posta yoluyla tebliğ edilmesi nedeniyle kesinleşmediğinden mahkemece sırf bu nedenle davanın reddine karar verilmek gerekirken,
ayrıca yerinde bulunmayan diğer gerekçelerin de davanın reddine gerekçe yapılması doğru değil ise de yukarıda da belirtildiği üzere usulünce kesinleştirilmiş bir karar bulunmadığından yerinde bulunan bu gerekçeye göre taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/4312, K. 2011/15590, 21 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama