KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/4619 E., 2011/15519 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
601 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/12/2009 tarih ve 2008/861-2009/1533 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Bebek Şubesi’ndeki hesabından iradesi dışında bilgisayar korsanları tarafından havaleler yapıldığını, gerekli önlemleri almayan bankanın sorumlu olduğunu ileri sürerek, 4.000,00 TL’nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bankacılık işlemleri sözleşmesindeki yetki kaydı sebebiyle davanın İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesi’nde açılması gerektiğini, internet bankacılığı alanında en son teknolojiye sahip güvenlik programının kullanıldığını, şube çalışanlarının ihmal ve tedbirsizliğinin bulunmadığını, davacının SMS limiti belirleme uygulamasını kullanmadığını ve davacıya verilen şifrenin bir saat sonra ilk kullanımının üçüncü kişilerce yapıldığının iddia edilmesinin hayatın olağan akışına uymadığını, işlemlerin davacının bilgisiyle yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava dilekçesinin yetkisizlik nedeniyle reddine ilişkin olarak verilen kararın Dairemizce yargılama giderleri yönünden düzeltilerek onanması sonrasında, yetkili mahkemece bilirkişi raporuna göre, davacıya ait sistem bilgilerinin üçüncü kişilerce bilişim imkânları kullanılarak elde edilmesinde davacının gerektiği ölçüde tedbirli davranmadığından % 20 oranında kusurunun bulunduğu, davalı bankanın ise internet bankacılığı için gerekli güvenlik önlemlerini yeterli düzeyde almayarak objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmediğinden oluşan zarardan % 80 oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 3.200,00 TL’nin faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranıldığı iddia olunan zararın tazmini istemine ilişkin olup, davalı banka savunmasında davaya konu işlemlerin davacının bilgisi ve iradesiyle yapıldığını savunmuş ancak mahkemece, davalı tarafın bu iddiaları ve göstermiş olduğu deliler yeterli düzeyde incelenmeden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Zira; bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.
BK’nun 306 ve 307. maddeler uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan ve bankaya verdiği zarardan söz edilebilir ve banka bu kusur üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda da davalı banka, davaya konu işlemlerin bizzat davacı tarafından yapıldığını savunduğuna ve bu iddiasını ispat için deliller sunduğuna göre mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtildiğinin aksine bu savunmanın araştırılması gerektiği gibi, varlığı bildirilen C.savcılığı soruşturmasının da işbu davadaki somut iddialar nedeniyle incelenmesi gereklidir.
Bu itibarla mahkemece, davacıya atfedilecek kast veya kusurun ispatı için davalı tarafından ileri sürülen deliller ve C.savcılığı soruşturma dosyası celp edilerek gerektiğinde bilirkişilerden alınacak denetime imkan veren rapor sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-) Bozma sebep ve şekline göre sair temyiz nedenlerinin incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/4619, K. 2011/15519, 21 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama