KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/4779 E., 2011/15914 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
509 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/12/2009 tarih ve 2008/616-2009/689 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan kredi kullanarak araç satın aldığını, sözleşmeye dayalı olarak kasko sigortası yaptırıldığını, 2006 yılında borcu ödeyerek krediyi kapattığı halde rızası olmadan 12.08.2007/2008 arası poliçenin yenilenerek banka hesabından 1.635 TL prim tahsil edildiğini, oysa kendisinin bu poliçeden haberdar olmadığı için başka bir sigorta şirketine de aynı tarihleri kapsar şekilde kasko poliçesi yaptırdığını, olay nedeniyle üzüntüye kapıldığını ileri sürerek, 1.635 TL maddi ve 8.000 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davacının poliçe teminatından yararlandıktan sonra iptal veya iade talebinde bulunamayacağını, yenilenen poliçeye ve tahsil edilen primlere ilişkin olarak itiraz edilmediğini, yapılan işlemlerden bilgisi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Eureko Sigorta vekili, müvekkilinin poliçe süresi boyunca tüm riskleri üstlendiğini, tahsil edilen primlere karşı davacının itirazı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu poliçenin 12.08.2007/2008 arası yapıldığı, davanın ise 14.10.2008 tarihinde açıldığı, bu süre zarfında davacının itirazda bulunmadığı, sigorta şirketinin poliçe süresi boyunca riskleri üstlendiği, davacının davranışının TMK'nun 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, poliçe prim bedelinin istirdadı istemine ilişkin olup; davacı rızası olmadan davalı ... şirketi tarafından kasko poliçesi tanzim edildiğini ve davalı banka tarafından da haberi olmadan prim bedellerinin hesabından çekildiğini, yapılan bu poliçeden haberdar olmaması nedeniyle başka bir sigorta şirketine kasko poliçesi tanzim ettirdiğini ileri sürmüş, bu iddiasına ilişkin olarak da kasko poliçesi ile ödemeye ilişkin kredi kartı çıktısını ibraz etmiş, davalı banka ise davacının poliçe süresi boyunda ATM’den işlem yaptığını, ödemelerde bulunduğunu, kredi kartı borçlarını ödediğini, hesap hareketlerinden bilgisi olduğunu savunmuştur.
Bilirkişi raporunda dava konusu 12.08.2007/2008 tarihleri için yenilenen poliçeye ilişkin olarak davacının yazılı, sözlü talimatı olmadığı, poliçe üzerinde imzasının bulunmadığı belirtilmiştir.
Bu durumda, mahkemece ilke olarak poliçenin davacının rızası doğrultusunda tanzim edildiği ve hesabından çekilen prim bedellerinden bilgisi olduğunu ispat külfetinin davalılarda olduğu kabul edilerek, davalılardan buna dair delilleri sorularak, davalıların varsa delillerinin toplanması ve ayrıca davacı tarafın ibraz ettiği Finans Sigorta A.Ş.’ne ait poliçe ve ödemeye ilişkin kredi kartı çıktısı nazara alınarak ve gerekirse ilgili sigorta şirketinden poliçe prim bedelinin tahsil edilip edilmediği hususu da sorularak neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı gerekçelerle hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/4779, K. 2011/15914, 28 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama