KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/5106 E., 2011/16385 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
541 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/11/2009 tarih ve 2007/622-2009/607 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka ile davalılardan Çukurova Çelik Endüstri A.Ş. arasında imzalanan ve diğer davalıların kefili oldukları genel kredi sözleşmeleri gereğince, müvekkili bankaca aval/kabul kredisi şeklinde, davalı şirket yerine yabancı muhabir bankaya ödeme yapıldığını, ancak davalıların kredi borçlarını ödemediklerini, bu borcun 14.03.1988 itibarıyla izlemeye alındığını, ödemeler düşüldükten sonra bakiye 923.620.339.TL. borcun kaldığını, ancak davalıların bunu ödemediklerini, aksine menfi tespit davası açtıklarını, ihtiyati tedbir kararı ile icra takibi yapılmasının engellendiğini,
kredi sözleşmesinden sonra dava tarihine kadar 9 yıl geçtiğini, bu nedenle bu davayı açtıklarını, sonuç olarak, fazlaya ilişkin alacakları saklı kalmak üzere davalıların menfi tespit davası açtıkları 21.03.1988 tarihi itibarıyla hesaplanan 957.149.318.TL’nın anılan tarihten itibaren akdi faizi ve BSMV ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, 8.6.1998,
9.1.2001 ve 28.6.2001 tarihli dilekçelerindeki açıklamalarıyla da sonuçlanan menfi tespit davasına göre 12 yıl sonra ödenen para ile karşılanmayan faiz ve banka zararı olarak 11.112.000.000.000.TL’nın temerrüt faizi ve BSMV ile davalılardan tahsilini talep ve dava ettiklerini bildirmiştir.
Davalılar vekili, kredi borcunun tamamının ödendiğini ve menfi tespit davası açtıklarını, menfi tespit davasının sonuçlanmasından sonra da davacının belirlenen 155.519.095.TL. alacak ve 148.119.831.TL. munzam zarar alacağı toplamı 303.683.926.TL’nın 9.2.2000 tarihi itibarıyla 1.566.982.659.TL. olarak ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, yapılan yargılama, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının muaccel alacağının mevduattan kaynaklanmayıp sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerinin karşılığı olduğu, alacağın bir maliyeti varsa davalıların karşılaması gerektiği, munzam zarar alacağının 7.687,52 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 7.867,52 TL munzam zarar alacağının 09.02.2000 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, davacı taraf dilekçesinde, transfer komisyonu adı altında talepte bulunduğu, bozma öncesi verilen kararda da transfer komisyonu alacağı ve temerrüt faizi ile ilgili hüküm kurulduğu, kararı da davacı taraf temyiz ettiği halde, davacının bu alacak kalemleri hakkında olumlu veya olumsuz bir değerlendirmede bulunulmamıştır.
Bu itibarla mahkemece, bozma ilamı öncesi verilen hükmün 1 ve 3 numaralı fıkralarının davacı lehine kazanılmış hak doğurup doğurmayacağı da değerlendirilerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, anılan hususlarda olumlu yada olumsuz karar verilmemesi doğru olmamıştır.
3-Öte yandan, davalılar tarafından 02.12.2005 tarihinde ödenen 1.780 TL’nın tazminat hesabında değerlendirilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm tesis edilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
4-Bozma neden ve şekline göre, davalılar vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/5106, K. 2011/16385, 5 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama