KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/5131 E., 2011/15961 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
503 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Mersin 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.11.2009 tarih ve 2008/235 - 2009/397 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait işyerinin davalı ... tarafından işyeri paket sigorta poliçesi kapsamında sigortalandığını, 17.03.2008 tarihinde işyerinde meydana gelen hırsızlık sonucunda oluşan hasarın davalı tarafından giderilmediğini, bu nedenle davalı hakkında başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, icra takibinin devamına ve asıl alacağın % 40’ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, meydana gelen riziko sonucu oluşan hasarın poliçe kapsamında bulunmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının tanzim ettiği faturaları düzenli bir şekilde ticari defterlerine kaydetmesinin gerektiği ancak kayıt sistemine uymadığı, işyerinde bulunan alarm sisteminin poliçedeki şartı taşımadığı ve işyerindeki bekçinin salt bekçilik yapmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sigorta poliçesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... arasında işyeri paket sigorta poliçesi düzenlendiğini ancak işyerinde meydana gelen hırsızlık olayı sonrasında davalının hasar bedelini ödemediği gerekçesiyle işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalı işyerinde bulunan alarmın poliçe şartlarındaki özellikleri taşımadığı, işyerinde bulunan bekçinin salt bekçilik görevi yapmadığı bu nedenle oluşan hasarın sigorta örtüsü altında sayılamayacağı ayrıca davacının tanzim ettiği faturaları defterine usulüne uygun şekilde kaydetmeyerek hasar miktarını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, yukarıda değinilen gerekçe ile davanın reddi cihetine gidilmişse de, dosya içeriğinden, sigorta poliçesi kapsamında alarmın niteliklerinin belirlendiği, bu amaçla
alarmın güvenlik şirketi, emniyet ya da şirket/konut sahibinin telefonuna bağlı olması şartının getirildiği, ancak mahkemece söz konusu alarmın davacının telefonu ile irtibat halinde olup olmadığına dair her hangi bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Ayrıca, davacının işyerinde meydana gelen hırsızlık sonucunda mallarında azalma olduğunu işyeri defter ve kayıtları ile kanıtlayamadığı, davacının fatura ve satış fişlerini düzenli biçimde ticari defterlerine kaydetmesinin gerektiği ve davacının bu kayıt sistemine uymadığı mahkemece kabul edilmesine karşın, davacı vekili tarafından dosyada mübrez bilirkişi raporuna karşı ciddi itirazlarda bulunulduğu değerlendirilmeksizin davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda öncelikle söz konusu alarmın poliçe özel şartlarında yer alan özellikte olup olmadığının belirlenmesi, ayrıca işhanında görevli olan bekçinin salt bekçilik görevi yapmamasının ne sebeple poliçe özel şartlarına aykırı olduğu hususunun da karar yerinde tartışılması ve davacı vekilinin bilirkişi raporundaki incelemenin toplam alış ve satış miktarı üzerinden değil, stok ve adet üzerinden yapılması gerektiği,
işyerindeki emtianın bir başka mükellefe devri halinde fatura düzenlenmesi gerektiği yönündeki değerlendirmenin tamamen Vergi Usul Kanunu ile ilgili olduğu yönündeki ciddi itirazları da dikkate alarak bilirkişiden ek rapor alınması ya da yeni bir bilirkişi raporu tanzimi hususları değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/5131, K. 2011/15961, 28 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama