KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/5357 E., 2010/4855 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
437 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.10.2008 tarih ve 2007/177-2008/580 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin parasal yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle davalı kooperatif yönetim kurulunun 05.01.2007 tarih ve 1 nolu kararı ile ihracına karar verildiğini, ihraç kararına dayanak 1.ve 2. ihtarların usulüne uygun olmadığını, müvekkiline usulüne uygun tebliğ edilmediğini, 1.ve 2. ihtarlar yerine getirilmeden ihraç kararı alındığını, ihraç kararının yasa ve anasözleşmeye aykırı olduğunu ileri sürerek, ihraç kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacıya usulüne uygun 1.ve 2. ihtarın gönderildiğini, daha sonra davacı hakkında ihraç kararı alındığını, ihraç kararının davalıya bizzat tebliğ edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya usulüne uygun olarak 1.ve 2. ihtarların tebliğ edilmesine rağmen verilen sürelerde borcunu davalı kooperatife ödemediği, hakkında ortaklık yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle yönetim kurulunun 05.01.2007 tarih ve 1 nolu kararı ile ihraç kararı verildiği, ihraç kararının yasa ve anasözleşme hükümlerine uygun olduğu, ihraç kararından sonra 21.04.2008 tarihinde yapılan 200 YTL ödemenin kooperatifçe benimsenerek üye hesabına alınmadığı,
ortak hakkında 3 ayı aşan bir süre önce ihraç kararı verilmiş olması ve ortağın hukuki durumunun (ihraç kararının kesinleşip kesinleşmediğinin) belli olmaması nedeniyle emanet hesaba alındığı, kooperatifin ihraçtan dönmüş sayılamayacağı, borca göre ödemenin çok düşük olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ihraç kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, 1.ve 2. ihtarlara rağmen davacının parasal yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine hakkında alınan ihraç kararının yasa ve anasözleşmeye uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili 1.ve 2. ihtarların usulüne uygun tebliğ edilmediğini savunmuştur.
Davalı kooperatif vekili 24.12.2007 tarihli dilekçesinde “davacıya çıkartılan ihtarnamelere ilişkin tebligat parçaları asıllarının müvekkilinde bulunmadığını, ancak barkot numaralarının bulunduğunu, bu numaralar ile PTT’den tebligat parçalarının asıllarına ulaşılabileceğini” bildirmiştir.
PTT Genel Müdürlüğü 21.09.2007 tarihli yazısı ile ... adına birinci taahhütlü gönderinin 18.10.2006 tarihinde, ikinci gönderinin ise 10.11.2006 tarihinde “bina görevlisi Veli İncik’e” teslim edildiğini bildirmiştir. Posta Kanunu’nun 17/3. maddesine göre taahhütlü gönderileri “bina görevlisi” muhatap namına tebliğ almaya yetkili olmayıp, yapılan tebligatın Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca da usulüne uygun olmadığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, ihraç kararına dayanak yapılan ihtarnamelerin usulüne uygun tebliğ edilmediği nazara alınmadan yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/5357, K. 2010/4855, 3 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama