KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/6654 E., 2011/16861 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
526 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Malatya 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.04.2009 tarih ve 2008/453 - 2009/184 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, astsubay olarak görev yapan müvekkilinin, 06.12.2004 tarihinde Arkadaşlık yaptığı davalılardan .....ile pastanede oturmakta iken lavaboya gittiğini, bu arada davalının askeri kimlik kartı, nüfus cüzdanı, ehliyeti, kredi kartları, ATM kartının bulunduğu montunu alarak kaçtığını, davacının gerekli ilan ve iptal işlemlerini yaptırdığını, yeni kart ve kimliklerini teslim aldıktan sonra 18.01.2005 tarihinde Afganistan'a gittiğini, davalının bu dönemde müvekkilinin kartlarını iptal ettirip yeni kart çıkarttığını, şifresini de bankadan öğrendiğini, durumu farkeden davacının kartların iptal edilmesi için gerekli başvruları yaptığını,
davalının ATM ve kredi kartlarından 3.049 TL çektiğini, bankanın ve kartları teslime eden şahsın gerekli özen yükümlülüklerini yerine getirmediklerini ileri sürerek, 3.049 TL'nın kredi ve ATM kartının kullanım tarihlerinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, müvekkilinin bankacılık hukukundan doğan sorumluluklarını gereği gibi ifa ettiğini, zarardan sorumlu şahsın, davacının kimlik bilgilerini ve kartlarını ele geçiren davalı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı kurye şirketi vekili, davaya tüketici mahkemesince bakılması gerektiği yönünde görev itirazında bulunmuş, müvekkilinin, banka tarafından kendisine verilen kredi kartını belirtilen adrese teslimle yükümlü olduğundan bahisle davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, ulusüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, tüketici mahkemesi sıfatıyla tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın, diğer davalı Murat'ın bankamatik ve kredi kartı talebini basiretli bir tacirin gerektirdiği özen ve dikkati göstermeden olumlu karşılayıp kart göndermesi nedeniyle
davacının uğradığı zarardan, davalı Murat ile müştereken sorumlu olduğu, buna karşın kimlik bilgilerini usulüne uygun bir biçimde alan kurye netin sorumluluğunu yerine getirdiği gerekçesi ile, Kurye Net A.Ş. aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalılar yönüden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka vekili temyiz etmiştir.
4822 sayılı Kanun'la değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/e maddesinde tüketicinin “mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi”, 3 (h) bendinde tüketici işleminin “mal veya hizmet piyasalarında tüketici ile satıcı-sağlayıcı arasında yapılan her türlü hukuki işlemi” ifade edeceği, aynı yasanın ikinci maddesinde ise “bu Kanun'un birinci maddede belirtilen amaçlarla mal veya hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birinin oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsayacağı” belirtilmiştir.
Somut olayda, davalı bankanın bankacılık işlemi yapılırken gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle zarara sebebiyet vermesinden dolayı kusurlu olduğunun iddia edilmiş olmasına ve bu işlemin TTK'nun 4. maddesi gereğince ticari iş niteliği bulunmasına göre, 4077 sayılı yasa kapsamında kalan tüketiciden ve bir tüketici işleminden söz etme imkanı bulunmaması nedeniyle mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru bulunmadığından mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalının temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/6654, K. 2011/16861, 12 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama