KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/6747 E., 2012/6885 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
847 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.06.2009 tarih ve 2008/971-2009/346 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24.04.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı şirketlerin de içinde bulunduğu “Kombassan Grubu” tarafından yatırılan paraların istendiği her an geri çekilebileceği ve karşılığında yüksek oranlarda faiz verileceği vaadiyle para toplandığını, müvekkiller paralarını geri çekmek istediğinde ise yaptıkları yazılı ve sözlü taleplere cevap bile verilmediğini, davalılar tarafından Bankalar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, Sermaye Piyasası Kanunu, Borçlar Kanunu ve ilgili diğer kanunların açık hükümlerine aykırı olarak tahsil edilen paraların geçerli bir hisse senedi satımı yapılmış gibi gösterilmeye çalışıldığını,
davalı ...’ın da bu faaliyeti planlayan kişi ve paravan olarak kullanılan şirketlerin yönetim kurulu başkanı olması sebebiyle oluşan zarardan ayrıca ve müteselsilen sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkillerinin davalı şirketlerde hukuka uygun surette kurulmuş ortaklıklarının bulunmadığının tespiti ile müvekkillerinden tahsil edilen 43.820 DM (22.404,81 Euro) karşılığı 48.956,75 TL’nin en yüksek avans faiziyle birlikte iade edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davalılardan Kombassan İnşaat Tarım San.A.Ş’nin ikametgahının Konya’da bulunduğunu, bu nedenle anılan davalıya karşı açılan davada HUMK’nun 17. maddesinin 2. cümlesi uyarınca Konya Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacılar ile davalı ... İnşaat Tarım A.Ş.arasında ortaklık ilişkisi olduğunu, bu durumda TTK’nun 329 ve 405. maddeleri gereğince hisse bedellerinin davacılara iadesinin mümkün olmadığını, davacılar ile diğer davalılar arasında ise herhangi bir hukuki ilişkinin bulunmadığını savunarak, davanın yetki, husumet ve esas yönlerinden reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ibraz edilen ortaklık defteri suretinin incelenmesinden davacının Kombassan İnşaat Tarım ve Sanayi İşletmeleri Ticaret A.Ş.’nin ortağı olarak göründüğü, bu şirketin sicil adresinin Konya’da bulunduğu,
bu durumda davanın HUMK’nun 17. maddesi uyarınca şirketin sicil adresindeki yer mahkemesinde görülmesinin gerektiği, diğer davalı ...’ın Kombassan İnşaat Tarım ve Sanayi İşletmeleri A.Ş.’nin kurucu ortağı olup, şirketin işlemlerinden dolayı şahsi sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davalı ...hakkındaki davanın yetkisizlik nedeniyle reddine, bu davalı yönünden dosyanın tefrik edilerek karar kesinleştiğinde ve talep halinde Konya Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, diğer davalılar ...ile ... hakkında açılan davaların ise husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, gerektirici sebeplere göre, davacılar vekilinin davalılardan Kombassan İnşaat Tarım ve Sanayi İşt.A.Ş. bakımından verilen yetkisizlik kararına yönelik temyiz itirazının reddi ile bu davalıya yönelik olarak tesis edilen kararın onanması gerekmiştir.
2-Davacılar vekilinin diğer davalılara yönelik temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı şirketlerin hisse devri yapamayacaklarının ve ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ile tahsil edilen paranın iadesine karar verilmesi istemlerine ilişkindir.Davacılar vekili, davalı ...’ın yönetim kurulu başkanı olduğu diğer davalı şirketlere usulsüz şekilde müvekkilinin ortak kaydedildiğini, bu amaçla kendisinden para tahsil edildiğini, davalı ve diğer yöneticiler hakkında ceza davaları açıldığını ileri sürerek, ödemiş olduğu paranın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili, davacıların salt Kombassan İnşaat Tarım San.A.Ş’nin ortağı olduğunu, ortak olma amacıyla yapılan ödemenin iade edilemeyeceğini ve diğer davalılara husumet düşmeyeceğini savunmuştur.
Mahkemece, davalı şirketlerin kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmadan salt davalı ... İnş.Tar.A.Ş.’ye ait ortaklık pay defteri fotokopisi esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi davacıların, davalı şirketlere gerçekten ortak olup olmadığının açıklığa kavuşturulmasına bağlıdır.
Mahkemece doğru olarak belirlendiği üzere HUMK'nun 17. maddesinin 2. cümlesi uyarınca şirketlerin kendi işlerine müteallik olmak üzere ortağı aleyhine veya ortağın bu sıfatla diğerine veya şirkete karşı açacağı davalarda şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Bu yetki kuralı kesin olup, kamu düzenine ilişkin bulunduğundan mahkemece kendiliğinden dikkate alınacaktır.Ayrıca, anılan Kanun’un 9/3. maddesi uyarınca davalı birden fazla ise dava bunlardan birinin ikametgahı yer mahkemesinde açılabilecektir.
Öte yandan, davacılar vekili, davalıların birlikte hareket ederek usulsüz şekilde müvekkilinden para tahsil ettiklerini, hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilen davalı gerçek kişinin davalı şirketlerin yönetim kurulu başkanı olduğunu ileri sürmüştür. Gerçekten de HUMK’nun 45/3. maddesi uyarınca davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde bağlantı var sayılır. Özellikle doğru sonuca çabuk ulaşmak ve usul ekonomisi bakımından bağlantılı davaların birlikte bakılması önem arz etmektedir.
Bu durum karşısında mahkemece davacı tarafın iddiaları ile davalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu, biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olduğu ve bu nedenle davaların birlikte görülmesi gerektiği nazara alınarak tüm davalılar
hakkında yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken, davalı ... ve davalı ...Ş. yönünden husumet nedeniyle ret kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/6747, K. 2012/6885, 26 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama