KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/7153 E., 2012/8112 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
818 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/09/2009 tarih ve 2008/758-2009/398 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi 11.02.2010 tarihli Mobella Holding A.Ş. adına yönetim kurulu üyeleri sıfatıyla..... tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 15/05/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı ... görevlisi ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, Mobella Holding A.Ş.'nin 28/08/2008 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, tescil işlemleri için kendisinin görevlerildiğini ve davalıya müracaat ettiğini, dava dışı ...'ın itirazı sonucu yine dava dışı .... adına sahte vekaletname ile toplantıya iştirak edildiği gerekçesiyle tescil isteminin reddedildiğini, bu kararın iptali için dava açıldığını ve bu kez geçici tescil talebinde bulunulduğunu, davalının geçici tescil talebini de reddettiğini, ret kararının haksız olduğunu ileri sürerek, davalının geçici tescili ret kararının iptalini ve geçici tescile karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı temsilcisi, toplantı ve karar yeter sayılarına uyulup uyulmadığını incelemenin TSM.'nun görev alanına girdiğini, geçici tescil koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
..., ... ve ...., 28/08/2008 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların geçersiz olduğunu ileri sürerek, davaya müdahale talebinde bulunmuş ve davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, TTK.'nun 34. maddesindeki şartların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, asli müdahillerin davasının feragat nedeniyle reddine, davalı ...'nun 28/10/2008 tarih ve 8776 sayılı geçici tescil isteminin reddine dair kararının iptali ile 28/08/2008 tarihli Mobella A.Ş. genel kurulunun geçici tesciline karar verilmiştir.
Davacı tarafından 05/02/2010 tarihli dilekçe ile davadan feragat edilmesi üzerine, mahkemece 11/02/2010 tarihinde davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu kez ..... tarafından, 28/08/2008 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeliğine seçildikleri, 12/01/2010 tarihli yönetim kurulu kararı ile davacı ...'ın yönetim kurulu üyeliğinden azline ve iş bu davada şirketi ....'in temsil etmesine karar verildiğini, .....'in bu durumu bilmesine rağmen şirket adına açtığı davadan feragat etmesinin geçerli olmadığını, ....'e feragat yetkisinin de hiçbir zaman verilmediğini ileri sürerek, 11/02/2010 tarihli kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkemece, 25/03/2010 tarihli karar ile dosyadan el çekildiği ve bu aşamada yeniden esasa ilişkin bir karar verilmeyeceği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Bu kez 11/02/2010 tarihli karar, Mobella Holding A.Ş. adına yönetim kurulu üyeleri sıfatıyla ..... tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, TTK.’nun 34. maddesine dayalı geçici tescil talebinin reddine dair davalı kurum kararının iptali istemine ilişkindir.
Uyuşmazlığın mahiyetinden ve davacı ... tarafından sunulan dava dilekçesinin incelenmesinden, davanın Mobella Holding A.Ş. adına ve temsilcisi sıfatıyla açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinden sonra davacı tarafından davadan feragat edilmiş, bunun üzerine mahkemece 11.02.2010 tarihinde, davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Oysa hüküm tarihinde geçerli HUMK'nun 91 ve devamı maddeleri uyarınca "feragat kesin bir hükmün sonuçlarını doğurur ve kararın kesinleşmesine kadar feragat isteminde bulunulabilir". Feragat isteğinde bulunma tarihine kadar kararın temyiz edilmemiş olması bu istemi geçersiz kılmaz. Zira karar kesinleşmemiştir. Ayrıca mahkemeler kanunda gösterilen istisnalar dışında kendi hükümlerini kendileri kaldıramazlar.
İlk derece mahkemelerinin kararlarını bozup kaldırma yetkisi Yargıtay Kanunu ve karar tarihinde geçerli HUMK'nun 428 vd. maddeleri uyarınca, münhasıran Yargıtay'a aittir. Böyle bir durumda mahkemeye madde verilen feragat isteğinin temyiz isteği kabul edilerek Yargıtay’a sevkinin sağlanması, Yargıtay'ca verilecek bozma ilamından sonra dosyanın ele alınıp feragat sebebiyle gerekli kararın verilmesi gereklidir.
Yerleşmiş Yargıtay uygulaması da bu yöndedir (11.04.1940 gün ve 70 sayılı İBK, 21.11.1981 gün 1981/2-551 sayılı HGK kararı). Bu bağlamda, hüküm henüz temyiz edilmeden önce davadan feragat edilirse, karar verme yetkisi yerel mahkemeye değil, Yargıtay’a aittir.
O halde somut uyuşmazlıkta da mahkemece davanın kabulüne karar verilip davadan el çekildikten sonra, davadan feragat hakkında bir karar verilmesi için Dairemizce hüküm bozulmadan, mahkemece davanın kabulüne dair kararın ortadan kaldırılması sonucunu doğuracak şekilde, yeni bir karar verilebilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla mahkemenin hem 11.02.2010 tarihli davanın feragat nedeniyle reddine dair kararı hem de bu karara dayalı sonraki tüm işlemleri yok hükmündedir.
Bu durum karşısında, Mobella Holding A.Ş. adına yönetim kurulu üyeleri sıfatıyla .....in temyiz itirazlarının kabulü ile mahkemenin davanın feragat nedeniyle reddine dair tesis edilen 11.02.2010 tarihli kararının bozularak ortadan kaldırılması gerekmiştir.
2- Mahkemenin davanın kabulüne dair 16.09.2009 tarihli kararına gelince; her ne kadar anılan karar temyiz edilmemiş ise de davacı ... tarafından hükmün verilmesinden sonra davadan feragat beyanında bulunulmuştur. HUMK.’nun 95. maddesi uyarınca davadan feragat, kesin hükmün sonuçlarını doğurur ve feragat hakkında, bu aşamada dahi karar verme yetki ve görevi yerel mahkemesine aittir.
Bu durum karşısında mahkemece, davacı ...’in Mobella Holding A.Ş. adına davadan feragat yetkisinin olup olmadığı da göz önünde bulundurularak, davadan feragat hakkında bir karar verilebilmesi için, 16.09.2009 tarihli kararın da bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/7153, K. 2012/8112, 17 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama