KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/8068 E., 2012/382 K.·2-TÜRK Ekonomi Bankası A.Ş.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ocak 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Davalılar
- 1-...
- Vekili
- AV....
- Vekili
- AV....
Karar Metni
564 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01.03.2010 tarih ve 2007/329 - 2010/137 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Anadolu Bank’taki hesabından internet şifresi girilmek suretiyle 13.700 USD’nin bozdurularak tanımadığı Ahmet Keleş isimli kişinin diğer davalı bankadaki hesabına EFT yapılmak suretiyle çekildiğini, oluşan zarardan davalıların sorumlu olduklarını ileri sürerek, 13.700 USD ve 2.000 TL manevi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hesabından internet şifresi girilmek suretiyle çekilen paradan davalıların sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 6.850 USD’nin davalı Anadolu Bank AŞ.’den, 6.850 USD’nin diğer davalı bankadan temerrüt faizi ile birlikte tahsiline, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı Anadolu Bank A.Ş. vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı ...Ş. vekilinin temyiz istemine gelince; dava, banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı
./... 2010/8068 2012/382
S:2
Bankalar Kanunu'nun 10/4. ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddeleri). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK’nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur.
Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda mahkemece, davacının hesabından internet bankacılığı ile davalı ...’nın Kazasker Şubesi’ne dava dışı Ahmet Keleş adına gönderilen paranın, davalı banka tarafından bu kişinin Çarşı şubesindeki hesabına aktarılmasında davalı ...Ş.’nin de kusurunun bulunduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, dava konusu olayda davacının banka hesabında bulunan para 3. kişiler tarafından rızası hilafına alınmış olup, dolandırıcılık eylemi bankaya karşı işlenmiştir. Banka müşterisi olan davacı ile davalı ... arasında her hangi bir ilişki sözkonusu olmadığından böyle bir dava da adı geçen banka aleyhine hüküm kurulması doğru değildir.
Bu itibarla mahkemece, davalı ...Ş. hakkında davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde aleyhine hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
22.02.2012 - HK
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/8068, K. 2012/382, 19 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama