KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/8307 E., 2012/8578 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
827 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/06/2009 tarih ve 2006/210-2009/129 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 22.05.2012 günü hazır bulunan davacı-karşı davalı vekili Av. .....ile davalı-karşı davacı vekili Av.... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ile "video CD" kitaplarının çoğaltma hakkına ilişkin 01/06/1999 tarihli bir sözleşme imzaladığını, davalının bu sözleşme doğrultusunda 10 CD den oluşan 450 dakikalık eser için eser işletme belgesi aldığını ve piyasaya sürdüğünü, ancak sözleşmenin imzasını takip eden dönemde davalının müvekkiline bilgi vermediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin FSEK'nun 52.maddesi gereğince hukuken geçersiz olduğunu, geçerli olsa bile sözleşme şartlarının ihlal edilmesi nedeniyle 15/09/2004 tarihli noter bildirimi ile sözleşmenin feshedildiğinin davalıya bildirildiğini,
davalının sözleşmenin imzasından sonraki yaklaşık 4 yıllık süre içersinde eserin satışı hakkında kendisine bilgi vermediğini, 2001 yılı başındaki ödemeden sonra ödeme yapmadığını, eserin 10 bölümden oluşmasına rağmen bütünlüğü bozularak ayrı bölümler halinde tasarruf konusu yapıldığını, sözleşme konusu çoğaltma olmasında rağmen davalının çeşitli gazete ve dergilerle promosyon anlaşması yaptığını, nüshalar üzerine reklam alındığını, eserin CD ve kitaptan oluşmasına rağmen sözleşmeye aykırı olarak sadece VCD üretim ve satışı yapılarak eserin bütünlüğünün bozulduğunu, sözleşmenin haklı nedenlerle fesholunduğunu,
davalının hukuka aykırı davranışlarının devam ettiğini, dava konusu eserin davalı tarafından yukarıda belirtildiği şekilde kullanılması sonucunda davacının maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin tespitini, şimdilik FSEK.nun 68. maddesi gereğince 3.000 TL nin maddi, 20.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini ve hükmün ilanını talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile de maddi tazminat istemini 19.815,64 TL'na yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, 01/06/1999 tarihli sözleşme ile esere ilişkin çoğaltma ve yayma hakkının devredildiğini, bilgi verilmediği ve ödeme yapıldığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının dilekçe tarihi itibariyle müvekkiline borçlu olduğunu, aradan geçen uzun zamandan sonra dile getirilen iddiaların iyiniyetle bağdaşmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olduğunu, 01/06/1999 tarihli sözleşme ile ilgili olarak davacının, sözleşmenin geçersizliğini 15/09/2004 tarihine kadar iddia etmediğini, eserin satışı hakkındaki bilgilerin asistanı vasıtasıyla davacıya iletildiğini,
davacının %50 indirimli olarak satın aldığı ürünler nedeniyle borçlu olduğu süreçte telif hakkının bu borçtan mahsup edildiğini, eserin onlu bir set yerine her bir cildin ayrı ayrı pazarlamasının eserin bütünlüğünü bozmayacağını, ayrıca müvekkilinin eseri istediği gibi hazırlayabilme hakkına sahip olduğunu, fatura ve sevk irsaliyelerinden de anlaşılacağı üzere dava konusu ürünlerin 2001 yılında defalarca davacı tarafından satın alındığını, davalının dava konusu ürünleri istediği biçimde pazarlayabilme ve promosyon amaçlı kiralama hakkının bulunduğunu, ürünler üzerine reklam alınmasının da bir pazarlama şekli olduğunu,
feshin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, tazminat taleplerinin kabul edilemeyeceğini, davalının tutumu nedeniyle promosyon sözleşmesinin bozulduğunu, müvekkilinin maddi ve manevi kayba uğradığını savunarak, asıl davanın reddini istemiş, karşı dava olarak 1.000 TL maddi, 1.000 TL manevi tazminatın davacı /karşı davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, her ne kadar sözleşmenin geçersiz olduğu iddia edilmiş ise de imzalandığı 01/06/1999 tarihinden feshedildiği 15/09/2004 tarihine kadar taraflar arasında uygulanan sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülmesinin MK'nun 2. maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, sözleşmenin feshi sebebi olarak gösterilen hususlardan hiçbirisinin yerinde ve geçerli bir fesih sebebi olmadığı, 5 yıl boyunca satış bilgisi verilmediği iddiasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği, pazarlama şekillerinin ve yapılan promosyonların sözleşmeye aykırı olmadığı,
telif alacağının sözleşmeye dayalı olarak talep edilebileceği, asıl olanın sözleşmelerin hayatta tutulması olduğu, BK'nın 106. maddesinde yazılı mehlin verilmediği, BK'nın 107. maddesinin uygulama koşullarının da somut olayda gerçekleşmediği, feshin haklı olmadığı, davanın taraflar arasındaki 01/06/1999 tarihi sözleşmeye dayalı olarak açıldığı, ayrıca FSEK'nun 68. maddesi gereğince telif tazminatı talebinde bulunulduğu, sözleşmenin feshinden sonraki haksız kullanıma dayalı olarak da tazminat talep edildiği,
bu durumda BK 60. maddesi gereğince ceza zamanaşımının uygulanabileceği gibi BK'nun 125. maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı söz konusu olduğundan bu yöndeki itirazın reddedildiği, 1999 yılından ihtarname tarihine kadar taraflar arasında uygulanan karşılıklı olarak edimleri ifa edilen sözleşmenin FSEK 52. maddeye aykırılık nedeniyle geçersiz olduğu iddiasının, MK'nun 2. maddesi gereğince yerinde görülmediği, eserin bütünlüğünün bozulmasının söz konusu olmadığından manevi tazminat isteminin koşullarının oluşmadığı,taraflar arasındaki sözleşmenin feshinin haklı nedenlere dayanmadığı, aralarında sözleşmesel ilişki bulunduğu,
ayrıca FSEK'nun 68. maddesinin somut olayda uygulama yeni bulunmadığı, telif alacağının taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklandığı gerekçesiyle asıl davanın ıslah edilmiş haliyle kısmen kabulüne, karşı davanın ise açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/8307, K. 2012/8578, 22 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama