KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/8711 E., 2012/993 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Ocak 2012
- Mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Vekili
- Av. ...
- Vekili
- Av. ...
Karar Metni
522 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/01/2010 tarih ve 2007/204-2010/5 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tescilli “PDK” markasının davalı tarafından izinsiz kullanıldığını, yapılan aramada ürünlere el konulduğunu, davalının eylemi nedeniyle zararlarının olduğunu ileri sürerek 1.000.00 TL fiili zarar ve 1.000.00 TL yoksun kalınan kar olmak üzere toplam 2.000.00 TL maddi, 30.000.00 TL manevi tazminatın ticari faizi ile tahsili ile marka hakkına tecavüz oluşturan ürünlerin üretilmesini sağlayan araç, cihaz, makine gibi vasıtalara el konulmasını, marka hakkına tecavüzün önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, markanın bir önceki maliki yetkilisinin zımni muvafakati ile kullanıldığını, markanın davacıya devredildiğinin öğrenilmesinden itibaren üretilmesinin durdurulduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre iflas eden PDK Pres Döküm Kromaj Sanayi A.Ş.nin malvarlığının iflas dairesine geçtiği tarihten sonra şirketin fiili yetkilisi olduğu söylenen Hasan Ellialtıoğlu'nun şirket adına marka kullanımı için lisans vermesinin olanaklı olmadığını, markanın önceki maliki ile üçüncü şahıs arasında yapılan sözleşmenin son maliki bağlaması için yazılı yapılması ve TPE'ye sunulması gerektiği, davacının iflas dairesinden markayı satın alarak 21.03.2007 tarihinde tescil ettirdiği,
bu tarihten sonraki izin alınmadan kullanımın davacının marka haklarına tecavüz oluşturacağı, davalının iş yerinde el konulan 26.04.2007 tarihleri arasında karının 25.169.83 TL olup, davacının başkaca zararının bulunmadığı gerekçesiyle ıslahla arttırılan miktar üzerinden 25.169.83 TL maddi, 10.000.00 TL manevi tazminatın davalıdan ticari faizi ile tahsiline, marka hakkına tecavüz oluşturan ürünlerin üretilmesini sağlayan araç, cihaz, makine gibi vasıtalara el konulması talebinin reddine, markanın ürün ve tanıtım vasıtalarından çıkartılmasına, çıkartılması mümkün olmayanların toplanıp imha edilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. ./...
2010/8711 2012/993
S2
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, marka hakkına tecavüze dayalı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davalının davacı şirketten izin almadan gerçekleşen marka kullanımının, davacının marka üzerindeki haklarına tecavüz oluşturduğu kabul edilerek bilirkişiler kurulundan davalının davacı markasını kullandığı dönemde elde ettiği kâra ilişkin rapor aldırılmıştır. Bilirkişilerce davacının marka sahibi olduğu 21/03/2007 ile davalının marka hakkına tecavüz oluşturan ürünlere el konulan 26/04/2007 tarihleri arasında davalının elde ettiği kârı 4.678.79 TL olarak hesaplamasına rağmen, mahkemece davalının markayı kullandığı döneme ilişkin zararın bilirkişiler kurulu raporunda bir yıllık tespit edilen kâr miktarı 25.169.83 TL olduğu kabul edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Davacı · 21,15 H · 17,15 PH · 04,00 BK 14.02.2012 HŞ
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/8711, K. 2012/993, 30 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama