KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/10672 E., 2012/17349 K.·Mahkemesi : İzmir Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2012
Karar Metni
626 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/05/2011 tarih ve 2010/113-2011/98 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili adına tescilli “ Miray” markasının yazım, renk ve yazı karakterleri olarak bire bir aynısı olan “minay”, “mirayım”, “miralay”, “nivay” markalarının tescili için davalı tarafından başvuruda bulunulduğunu, itirazları üzerine başvuruların incelemeye alındığını, davalının müvekkile ait markanın ambalajlarda kullanılan arka planını şekil olarak adına tescil ettirdiğini, müvekkilinin sonradan haberdar olduğu için itiraz edemediğini, davalının adına tescil ettirdiği şekil markasını kullanması halinde müvekkilinin markasının toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyinden haksız yarar sağlayacağını,
benzer yazı karakterleri ile kullanılması halinde markalar arasında iltibas tehlikesinin var olacağını, davalının tescil ettirdiği şekil markasına dayanarak müvekkili hakkında savcılığa şikayette bulunduğunu ve müvekkil şirkete ait işyerinde arama yapılarak tespit edilen mallara el konulduğunu, ayrıca davalı tarafın, müvekkili şirketin ürünleri hakkında toplatma kararı olduğu ve mahkeme kararıyla üretim yapamayacağını söyleyerek müşterilerine psikolojik baskı yaptığını ve markalarını karaladığını ileri sürerek,
davalının davacı markasına tecavüzünün önlenmesi ve adına tescil ettirdiği şekil markasının tescilinin hükümsüzlüğünün tespiti ile sicilden terkinine, 5.000 TL maddi ve 25.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, adına tescilli şekil ve logolar ile üretim yaptığını, kendisine yayından sonra itiraz etmeyen davacının bu davayı açamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı markanın 556 sayılı KHK’nin 5. ve 7/a maddeleri uyarınca tescil edilemeyecek nitelikte olduğu, ayırt edicilik taşımadığı, dava konusu şekil markasının, davacının markayı devraldığı önceki malik ... tarafından, ...markasının kompozisyonu içinde kullanıldığının kanıtlandığı, bu nedenle, dava konusu şekil markasının 556 sayılı KHK’nin 8/3. maddesi anlamında davacının üzerinde öncelik hakkı ileri sürebileceği bir şekil olduğunun anlaşıldığı, dava konusu işareti taşıyan markaya dayanarak toplatma eyleminde bulunan davalınıniyiniyetli olmadığı,
bu tarz eylemlerin davacı marka sahibine verdiği zarar net olarak ölçülememekle birlikte, işbirliği yapmayan davalının ticari defterlerini ihtarlara rağmen sunmaması nedeniyle eldeki bulgulara göre değerlendirme yapılması gerektiği ve maddi tazminatın BK.42. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak belirlenmesi hususunda hakime yetki tanındığı,
davalının kötüniyetle tescillediği bu markayı kullanmasının haksız rekabet oluşturduğu ve sahibine hukukça konulabilir bir hak sağlamayacağı, bu markanın kullanılması suretiyle yapılan toplatma ve el koyma işlemlerinin, haksız eylem oluşturması nedeniyle terkini suretiyle sonraki benzer kullanımların da önlenmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalının davacı adına tescilli “Miray” markasına tecavüzünün tespitine ve önlenmesine, 5.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve hükümsüzlüğü istenen markayı oluşturan şekil üzerindeki öncelik hakkının davacıya ait olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, davalı tarafça, marka hakkına dayalı olarak gerçekleştirilen eylemlerin, tescilli marka hakkının kullanılmasından ibaret olduğu ve bu haliyle haksız rekabet oluşturmayacağı gibi, el konulan malların da bozulduğu ya da kullanılamaz hale geldiğinin iddia ve ispat edilmediği dikkate alınmaksızın, mahkemece, davalı aleyhine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmediğinden kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin, vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/10672, K. 2012/17349, 5 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama