KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/10723 E., 2013/13645 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Haziran 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
619 kelime·3 dk okuma
..
Taraflar arasında görülen davada Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/05/2011 tarih ve 2008/656-2011/683 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.06.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin Akbank ... şubesi ile çalıştığını, 08/11/2007 tarihinde 52.000 TL para yatırıldığını, paranın banka çalışanı olan davalı ...’a teslim edildiğini, aynı gün müvekkilinin hesabından 50.000 TL kredi çekme işleminin yapıldığını, bu işlemden müvekkilinin haberinin olmadığı gibi bu yönde bankaya verilen bir talimat veya atılan imzanın olmadığını, müvekkilinin tacir olması nedeniyle piyasada kötü duruma düşmemek adına çekilen kredinin taksitlerini ödediğini, sadece son taksitin kaldığını ileri sürerek müvekkili tarafından ödenen 53.875 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, BK.62.maddesi gereğince borçlu olmadığı şeyi kendi isteğiyle ödeyen kişinin hataen kendisini borçlu zannederek verdiğini ispat etmedikçe onu istirdat edemeyeceğini, davalının kredi borcu ile ilgili olarak toplam 8 taksit ödemesi yaptığını, ödemeler sırasında ihtirazı kayıt ileri sürmediğini, banka çalışanı olan diğer davalı ...' Taşkıran’a tutuklanması üzerine bu davaya açtığını, davacı ile davalı banka arasında 28/08/2006 tarihinde 200.000 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, bu tarihten sonra davacının değişik tarihlerde işlek kredi şeklinde ticari krediler kullandığını, kredilerin bir kısmını ödeyemediğini,
kredi borcu ödenmedikçe yeniden kredi kullandırılmasının mümkün olmadığını, bu nedenle önce davacının hesabına önceki kredi borcuna karşılık 52.000 TL para yatırılmış gibi gerçeğe aykırı işlem yapıldığını, bu şekilde kredi borcunun kapatıldığını, aynı gün 50.000 TL lik kredi kullandırıldığını, bu işlemin davacı ile diğer davalı olan banka çalışanı Arif arasında yapılan bir usulsüzlük olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ..., 15.11.2009 tarihli celse yapılan işlemlerde yetkisinin olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre 50.000 TL kredi kullandırılmasına ilişkin dekontta davacı şirket adına atılmış bir imza bulunmadığı, davacı şirket ile davalı banka arasında ticari ilişki bulunduğu, genel kredi sözleşmesi imzalandığı, bu ilişki ve sözleşme doğrultusunda davacının davalı bankadan değişik zamanlarda değişik miktarlarda krediler kullandığı, davacının en son 08/11/2007 tarihinde davalı bankadan 50.000 TL kredi kullandığının görüldüğü, kredi kullandırılmasına ilişkin dekontta davacı şirket adına herhangi bir yetkilinin imzasının bulunmadığı,
davacının krediyi kendisinin kullanmadığını ileri sürerek ödediği paranın istirdadı istemiyle işbu davaya açtığı, bu kredinin davalı bankaca taksitle geri ödenmek üzere davacıya kullandırılmış gözüktüğü, davacının kredi taksitlerini, son taksit hariç zamanında davalı bankaya ödediği, bu kapsamda 8 ayrı tarihte taksit ödemesi yaptığı, bu ödemeleri yaparken ihtirazı kayıt ileri sürmediği, bu hususun davacı tarafından da kabul edildiği, davacının ticari şirket olduğu,
bu özelliği gereği basiretli bir tüccar gibi davranması gerektiği, basiretli bir tüccarın sorumlu olmadığı bir borçla ilgili olarak ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin 8 ayrı taksit ödemesi yapmasının beklenebilir ve hukukça korunabilir bir davranış biçimi olmadığı, BK.nun 62. Maddesi uyarınca davacının bu ödemeleri borçlu olduğu zannıyla hataen yaptığı hususunda herhangi bir delil sunmadığı, bu borçların ödenmesi hususunda davalı banka tarafından davacı aleyhine başlatılmış icra takibinin olmadığı, çekilmiş ihtarnamenin bulunmadığı, ödemeleri hiç bir baskı olmaksızın yaptığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı ...’nın ceza davasında dava konusu edilen tutarla ilgili olarakta yargılandığının ileri sürülmemiş bulunmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/10723, K. 2013/13645, 27 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama