KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/12297 E., 2012/19714 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Aralık 2012
- Mahkemesi
- SULH HUKUK MAHKEMESİ
- Birleşen dava
- MURATLI SULH HUKUK MAHKEMESİ 2007/57 ESAS
Karar Metni
861 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Muratlı Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/05/2011 tarih ve 2006/456-2011/142 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı şirket vekili ile katılma yoluyla davalı birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında öğrenci taşıma sözleşmesi yapıldığını, davalının kendi aracıyla yapacağı taşımadan müvekkilinin komisyon alarak davalıya ödeme yapacağını, davalının 11.12.2006 tarihli ihtarname ile haksız bir şekilde sözleşmeyi feshettiğini ve 15.12.2006 tarihinden sonra servis hizmeti vermeyeceğini bildirdiğini, akdin feshi nedeniyle müvekkilinin servis hizmetini devam ettirmek için kredi kullanmak suretiyle yeni araçlar satın almak zorunda kaldığını, faiz ve diğer masraflar nedeniyle maddi zarara uğradığını, haksız fesih nedeniyle müvekkilinin hizmet veremeyerek küçük düştüğünü ileri sürerek, 4.000 TL maddi, 1.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirket ile müvekkili arasında 18.09.2006 tarihli öğrenci taşıma sözleşmesi ve 11.09.2006 tarihli Dershane Öğrenci taşıma sözleşmesinin imzalandığını, davacının sözleşmeye uygun davranmayıp, yapılan işler karşılığında elde edilen toplam gelirden mazot bedelleri düşülmeden %15 komisyon almak istediğini, servis başına ve öğrenci başına kesilmesi gereken faturaları km başına kestiğini, müvekkilinin yaptığı işler karşılığında alacağını alamadığını ve haklı olarak sözleşmeyi feshettiğini savunarak,
davanın reddini istemiş, birleşen davada da müvekkilinin fesih tarihine kadar yaptığı iş karşılığında 1.950 TL alacağın dışında bakiye alacağın ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik 1.400 TL’nın dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen dosyada davalı şirket vekili, davacının sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, birleşen dava davacısının yalnız 588,98 TL alacağı bulunduğunu savunarak, kalan kısım için davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan öğrenci taşıma sözleşmelerinin 16.12.2006 tarihinden itibaren davalı tarafından feshedildiği, birleşen dava davalısı şirketin davacının 588,98 TL alacağı bulunduğunu kabul etmesi dikkate alındığında ...’ın sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, birleşen davada davacının 3.914,17 TL davalı şirketten alacaklı bulunduğu,
davacının 1.950 TL kısmi ödeme yapıldığı beyanı dikkate alınarak bakiye 1.964,17 TL alacağı olduğu gerekçesiyle birleşen davada taleple bağlı kalınarak 1.400 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı şirketten tahsiline, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı-birleşen dosya davacısı vekili katılma yoluyla temyiz etmiştir.
1) Asıl davada, taraflar arasındaki sözleşmenin “ödemeler” başlıklı maddesine göre inceleme yapılmadan davalının sözleşmeyi fesihte haklı olup olmadığı sonucuna varılması ve davalının sözleşmeyi haklı olarak feshettiği belirtilerek davacının maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, sözleşmeyi feshedenin davalı olması,
davacının maddi tazminat talep ettiği maddi vakıanın ise yeni araç satın almak zorunda kalıp bunun için faiz ve diğer masraflar yaptığı iddiasına dayanması nedeniyle, feshin haksız olması halinde dahi bu nitelikteki maddi tazminat talebinin kabulü mümkün bulunmadığı ve manevi tazminat talebinin de koşulları oluşmadığından asıl davada davacının davasının reddine karar verilmesi gerekiyor olmakla, davacı vekilin temyiz itirazlarının reddiyle, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK’nun 438/son maddesi uyarınca gerekçesi düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2) Birleşen davada, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı şirket vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3) Birleşen davada, davacı ... vekilinin mahkemece verilen hükmün yargılama giderlerine yönelik kesimine yönelik temyiz itirazlarına gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve özellikle asıl ve birleşen tüm dosyalar bakımından yaptırılan inceleme için mahkemece öngörülen toplam 2.250 TL tutarındaki bilirkişi ücretinin taraflarca eşit oranda dosyaya yatırılmış olduğu anlaşılmakla birlikte, mahkemece verilen kararda bu hususta bir ayrıntıya yer verilmemiş ise de,
yatırılan ücretin bir kısmının daha sonradan asıl dosyadan tefrik edilen dava dosyaları için mahsup edilmiş bulunduğunun tabii bulunmasına göre, birleşen dosyada davacı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
4) Ancak, birleşen davada, davacı ...’ın isteminin kabulüne karar verildiğine göre, yatırmış olduğu peşin harcın davalı şirketten tahsili ile anılan davacıya verilmesine karar verilmesi gerekirken, bu kalem yargılama gideri yönünden mahkemece bir karar verilmemiş olması yerinde görülmemiş olup ... vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabulüyle kararın bu yön itibariyle bozulmasına karar vermek gerekiyor ise de, bu husus yeniden yargılamayı gerektirir nitelikte olmadığından, birleşen davaya ilişkin verilen yerel mahkeme kararının HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/12297, K. 2012/19714, 3 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama