KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/13369 E., 2012/20087 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Aralık 2012
- Mahkemesi
- SULH HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
519 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.05.2011 tarih ve 2010/1237-2011/473 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya muhtelif tarihlerde kargo hizmeti verdiğini, davalıdan olan 5.886,09TL alacağının tahsili için başlatılan takibe davalının alacağın muaccel olmadığı gerekçesiyle itiraz ettiğini, ancak bu borcun 1.350,26 TL’lik kısmını şirket hesabına ödediğini, bakiye 4.535,83 TL kaldığını ileri sürerek, itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Amerika'dan bir ürünün getirilmesi konusunda davacı ile 1.900 EURO'ya anlaştıklarını, ancak ürünün geç getirilmesi nedeniyle davacının ücretten indirim yapmayı kabul ettiğini, ürünün teslim edilmesinden sonra davacı tarafından gönderilen ödeme istem belgesi ile talep edilen borcun muaccel olan 1.025,00 TL’lık kısmını ödediklerini, davacının fatura tebliğ etmeden icra takibi yaptığını, icra takibinden 10 gün sonra ise faturayı 2.200.-EURO olarak hazırlayıp gönderdiğini, fatura bedelinin düzeltilmesi için faturayı iade ettiklerini, davacının muaccel hale gelmeyen borç için takip yaptığını, anlaşmaya uygun fatura gönderilmemesi sebebiyle ile ödeme yapmadıklarını savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, takip konusu 4.535,83 TL’lik alacağın dayanağı olan faturanın tarihinin 04.08.2010 olduğu ve davalı şirkete 11.08.2010 tarihinde tebliğ edildiği, takip tarihinin ise 06.08.2010 olduğu, TTK’nun 23/2 maddesi ile faturanın borçluya tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilmediği takdirde borcun içeriğinin kabul edilmiş sayılacağı ve borcun muaccel hale geleceğinin düzenlendiği, somut uyuşmazlıkta ise muaccel hale gelmeyen bir borç için takip yapıldığından davacının itirazın iptalini talep etme hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma ücretinin tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı taraf davacının taşıma işini yaptığını kabul etmektedir. Ancak, geç teslim nedeniyle ücrette indirim yapılması konusunda davacı ile anlaşmalarına rağmen davacının anlaşmaya aykırı olarak fatura tebliğ etmeden ve bu nedenle muaccel hale gelmeyen bir borç için icra takibi yaptığını savunmaktadır.
Mahkemece fatura tebliğ edilmediği için muaccel hale gelmeyen bir borç için takip yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, TTK’da faturanın verilmesi zorunluluğu veya belli bir sürede fatura düzenlenmesi gibi bir husus düzenlenmemiştir. 213 sayılı VUK’nun 230. ve 231. maddelerine göre satıcı malını sattıktan sonra veya yapılacak iş yapıldıktan sonra tacir, azami 10 gün içinde fatura düzenlemek zorundadır.
Fatura bir malın alıcıya teslim edildiğini ya da bir işin yapıldığını ispat eden bir belge değildir. Fatura düzenlenmesi ve hatta karşı tarafa gönderilmesi, herhangi bir sözleşmeyi ispat için de yeterli sayılamaz (Gönen ERİŞ, Ticari İşletme ve Şirketler, 1. Cilt syf.639). Bu itibarla mahkemenin dava konusu alacağın muacceliyetini ve icra takibine konu edilebilmesini fatura tebliğine bağlaması doğru değildir.
Taşıma işi yapıldığına göre ispat külfeti kendisinde olan davalının muacceliyetin daha ileri tarihte olduğunu ispat etmesi gerekir. Mahkemece, anılan husus nazara alınmadan yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/13369, K. 2012/20087, 6 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama