KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/14463 E., 2012/21020 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
772 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.07.2011 tarih ve 2009/7-2011/418 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı T.C. Ziraat Bankası A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Ziraat Bankası'nda bulunan hesabından rızası dışında toplam 20.000,00 TL tutarında EFT'nin Türkiye Finans Katılım Bankası Bağcılar Şubesi nezdinde bulunan davalı ... adına açılmış hesaba yapıldığı, yine aynı oturum içerisinde Akbank Şubesi nezdinde bulunan davalı ... adına açılmış hesaba toplam 20.000,00 TL'lik EFT işlemi yapıldığı, yine davacının hesabından davalı ...'nun Ziraat Bankası Mazıdağı Şubesi'ndeki hesabına toplam 20.000,00 TL tutarında havale işleminin gerçekleştirildiği, aynı gün bu hesaba aktarılan 20.000,00 TL'nın davalı ...'un Türkiye Finans Katılım Bankası nezdindeki hesabına EFT ile aktarıldığı,
Ziraat Bankası Horasan Şubesi'nden bu bilgileri alan davacının bankadan çıktığında cep telefonunu kullanmak istediği ancak 8 yıldır kullandığı hattının aktif olmadığını fark etmesi üzerine hattın başka bir şahsa davalı Armes İletişim Sistemleri İnş. San. ve Tic. Ltd.
Şti. tarafından yeni bir sim kart verildiğinin öğrenildiğini, doğrulama SMS'lerinin bu ikinci hatta gönderilerek işlemlerin yapıldığını ileri sürerek toplam 60.000,00 TL'nın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, dava dilekçesinde bahsedilen eft işlemlerinin doğru olduğunu, söz konusu olayda banka sistemlerinde herhangi bir saldırının tespit edilemediği, dolayısıyla müşterinin şifre, parola ve cep telefonu sim kartının başkalarının eline geçmesinde bankanın herhangi bir kusur veya sorumluluğunun bulunmadığını, şifre ve parolanın ele geçirilmesinin tamamen işlem yapılan bilgisayarın güvenliğinden kaynaklanmakta olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Hiz. A.Ş. vekili, müvekkilinin internet dolandırıcılığına herhangi bir dahilinin ve dolayısıyla sorumluluğunun olmadığını, meydana geldiği iddia edilen zarar asıl olarak davacının internet bankacılığına ilişkin şifrelerinin gereği gibi korunmamasından ve gerekli özen ve dikkati göstermemesinden kaynaklandığı, davalı ...'nın internet şifresinin korunması için gerekli her türlü önlemi almasının gerektiği, müvekkilinin cep telefonu operatörü olmak dışında herhangi bir fonksiyonunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ...Ş. vekili, mahkemece verilmiş bir tedbir kararı olmadığı sürece mevduat sahibinin mevduatı üzerindeki tasarruf yetkisini sınırlandırma hakkının bulunmadığını, bu nedenle müvekkili bankanın davalı ...'ın talebi karşısında üzerinde hiçbir tedbir kararı bulunmayan mevduat hesabında bulunan miktarı ödemek zorunda kaldığından dava konusu olayda müvekkili bankaya herhangi bir kusur izafe edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş. vekili, müvekkili bankanın hiçbir kusurunun bulunmadığı, dava konusu olayda hiçbir sorumluluğun atfedilemeyeceği, müvekkilinin gerekli özeni göstererek kendisine müracaat eden ve gerekli evrakları ibraz eden kişinin evraklarını incelediğini ve hesap açtığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ..., kimliğini kaybettiğini, kimlik bilgilerinin kullanılarak bankada adına hesap açıldığını, davaya konu olayla ilgisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar bir savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, iddia, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, bankaların kendilerine yatırılan paraları mudilerine istediğinde veya belli bir vadede aynı veya misli olarak iade etmekle yükümlü oldukları, bu tanımlamaya göre mevduatın ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşme olduğu, BK'nun 306. ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alanın akdin sonunda ödünç verilen parayı iadeye mecbur olduğu,
aynı Yasanın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef'i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için saklayanın bu parayı kendi yararına kullanabileceği, bu açıdan değerlendirildiğinde usulsüz işlemle çekilen paraların aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağının aynen devam etmekte olduğu, ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilecekse de ispat yükü kendisinde olan davalı bankanın davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini de kanıtlayamadığı,
bu nedenle somut olayda davacıya atfedilecek herhangi bir kusurun ispat edilememesi nedeniyle tüm kusurun davalı Banka'da olduğunun kabulü ile davalı ...Ş. yönünden davanın kabulüne, ..., ..., ... haklarındaki davanın tefriki ile ayrı bir
esasa kaydına, davalılar Akbank T.A.Ş., Turkcell İletişim Hiz. A.Ş., Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş., Armes İletişim Sis. İnş. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. hakkındaki davanın sorumlulukları bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ...Ş. vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, sahtecilik eyleminin davalılardan T.C. Ziraat Bankası A.Ş. aleyhine gerçekleşmesi nedeniyle esasen bu davada haklarında red kararı verilen diğer davalılara husumet yöneltilemeyecek olmasına ve bahsi geçen davalıların kusurlu olup olmadıklarının davalı T.C. Ziraat Bankası A.Ş. tarafından ileride kendileri aleyhine açılacak davada tarıtışılacak olmasına göre, davalı T.C. Ziraat Bankası A.Ş. vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/14463, K. 2012/21020, 17 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama