KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/15264 E., 2013/16972 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2013
- Mahkemesi
- İSTANBUL 4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
566 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.06.2011 tarih ve 2006/645-2011/116 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 27.09.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1973 yılından bu yana yapı kataloğu çıkardığını bu kataloğun Türkçe ve İngilizce olarak yayınlandığını, müvekkili adına “Yapı” ibaresini içerir tescilli markaların bulunduğunu, davalının ise “Yapı Ürün Kataloğu” adıyla bir katalog yayınladığını, bu kataloğun müvekkilinin kataloğunun kopyası mahiyetinde olduğunu, bu şekilde müvekkilinin marka hakkının ihlal edildiğini, davalının eyleminin aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek,
davalının yayınladığı yapı ürün kataloğunun müvekkili tarafından yayınlanan yapı kataloğu ile iltibas içinde olduğunun, davanın eyleminin haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, davalı yayınlarının toplatılarak imhasına, 10.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında vermiş olduğu ıslah dilekçesi ile davalı adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiş ve maddi tazminat talebinin 34.509,46 TL ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, “Yapı” ve “Yapı Kataloğu” kelimelerinin tek başına marka olarak kullanılamayacağını, müvekkili tarafından yayımlanan yapı ürün kataloğunun içerik itibariyle davacının yayınından farklı olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının kataloğu ile davacının kataloğunun birbirinden farklı olup, aralarında yapı kataloğu olduklarını göstermek için kullanılan sözcüklerin benzerliği dışında önemli farklılıkların bulunduğu, aralarında iltibasın söz konusu olmadığı, davacı tarafından kullanılan kodlama sistemi sebebiyle davacının yapı kataloğu eser niteliğinde kabul edilse
bile davalının kataloğunda davacı hakkına tecavüz teşkil edecek herhangi bir kullanımın bulunmadığı ve böylece FSEK’ten kaynaklanan haklara tecavüzün ya da haksız rekabetin meydana gelmediği, davalının yapı kataloğu adını ve kataloğun kapak görünümünü kullanmasını ise kendisi adına tescilli markaya dayandığı, bu haliyle tescilli bir hakkın kullanılması sebebiyle eylemin hukuka aykırı olarak görülemeyeceği ancak davalının davacı ile aynı sektörde faaliyet gösterdiği, davacının marka tescillerinin davalı tarafından bilinmesine rağmen davalının elde ettiği marka tescilinin kötü niyetli olduğu,
tarafların sektördeki konumları sebebiyle kötü niyetin bariz olduğu gerekçesiyle, ıslah edilmiş haliyle davanın kısmen kabulüne ve davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne, diğer talepleri ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Mahkeme ilamı, davalı vekiline 08.09.2011 günü tebliğ edilmiş ve hüküm, 15 günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra 26.09.2011 tarihinde temyiz edilmiştir. 01.06.1990 gün ve 1989/3 esas,1990/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararında, süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceği öngörüldüğünden, davalı vekilinin HUMK'nın 432/4'üncü maddesi uyarınca, temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2– Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/15264, K. 2013/16972, 27 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama